21 Ekim 2009 Çarşamba

Trabzon Sonrası D.Bükreş Öncesi


* Pazar gecesi maçlar oynanmadan derby'e en kötü 8 puan geride çıkacaktık, en iyi ihtimalle ise 2 puan geride.. Maçlar oynandı iyi ihtimal gerçekleşti. Öncelikle derby'e 2 puan geride ve daha rahat çıkma şansını elde ettik. Bu açıdan bakıldığında çok önemli bir galibiyet.

* Sonuca bakılırsa ise bardağın yarısı boş, yarısı dolu. Bir yanda öncelikle gol yememek için defansif ağırlıklı kadroyla sahaya çıkmış Trabzonspor'a atılmış 4 gol, diğer yanda da bu görüntüdeki Trabzonspor'dan yenilmiş 3 gol. Bir yanımız derby öncesi atılan 4 golün Fenerbahçe maçındaki yansımasını düşünürken, diğer yanımız yenilen 3 golün endişesini taşımakta.

* Gördük ki ihtiyacımız olduğu zaman gol buluyoruz; konsantreyi kaybedip, şöyle bir rahatladık mı da bir araba gol kalemizde. Futbol mentalitemiz total ama toplu defans kısmında kayıptayız. Derby öncesi karışık duygular sardı dört bir yanımızı, odaklandık pazarı bekliyoruz.

* Akıllar pazarda, kafalar karışık, 9 yıllık hesabı ziyadesiyle kapatmak için hesaplar yapılıyor.. Bütün bunların arasında UEFA liderlik mücadelesine çıkılıyor yarın akşam; umarım farkındayızdır..

13 Ekim 2009 Salı

GS Bilyoner.com


Transferler, sportif başarılar bir yana, bu yönetimin en olumlu, takdir edilesi yanı sürekli klubün gelirlerini arttırmaya yönelik projeler peşinde olması. Türk Telekom, Ülker sponsorluk anlaşmaları, GS Mobile, GS TV, arazi değerlendirme projeleri ve şimdi de GS bilyoner.com işbirliği. Çok yakında doldurduğumuz bahis kuponuyla bile gönül verdiğimiz armaya katkıda bulunuyor olacağız. Ayrıca bilyoner'le muhtemel bir sponsorluk ve reklam anlaşması da bizi bekliyor, detayları perşembe günü gerçekleştirilecek lansman vasıtasıyla öğreneceğiz..

Yukarıdaki foto ise komşudan.. Paok marka uzolar yakında raflardaki yerini alıyor.. Sıradaki Yiğit Şardan projesinde de komşudakine benzer bir Kara Efe-Galatasaray işbirliği sağlasak, içtiğimiz her yudumda da takımıza destek atsak hiç fena olmaz.. Sağlığa ve artan gelirlere içelim..

O Zaman Gelsin


"Yeteri kadar deneyim isteniyorsa tecrübeliyim, Avrupayı biliyorum, daha düne kadar bu ülkede pro lisansı olan sadece bendim. Pro lisansı biz sokaktan almadık. Doayısıyla uzmanlıksa, eğitimse ben talibim, Yılmaz vural olarak milli takıma talibim."

"Yabancı istiyorlar, Alman da istiyorlar, ben aynı zamanda Alman vatandaşıyım. Başka kriterlere de uyuyorum."

Yılmaz Vural 13 Ekim 2009

Telli Erhan..


Kılavuzu Halil Özer olunca Erhan'ın burnu pislikten kurtulmuyor.. Telleri Halil'in elinde oynatıyorlar da oynatıyorlar Erhan'ımı... Ne demişler nus ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir..

Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir,

Bir süredir Haber Türk Gazetesi'nde, Erhan Telli imzasıyla Teknik Direktörümüz Frank Rijkaard'ı adeta zorla Milan kulübüne transfer ettirmek üzere birbiri ardına haber ve yorumlar yer almaktadır. Sözkonusu muhabir, yazılarında önce Milan kulübünden Frank Rijkaard'a "teklif getirtmiş", sözleşmesinin süresini "indirtmiş", hocamızın kafasının iyice karıştığına iman etmiş, "göz hapsine" aldırtmış, nihayet senaryosunun gerçekleşemeyeceğini idrak edince bugünkü "haber"inde de "seneye Allah Kerim" diyerek niyetini iyice açığa çıkarmıştır. İlginç olan, birbiri peşi sıra bu haberlerin aynı kalemden çıkmasının yanısıra sözkonusu gazetede ısrarla manşetten verilmesidir.

Galatasaray ailesinin, bugün olduğu gibi, gelecekte de bu tip sonuçsuz çırpınışlara prim vermeyerek, Şampiyonluk hedefimizde birlik ve dayanışma içerisinde olacağından eminiz.

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

Olay! Spor Yazarı Erhan Telli'nin bugün çalıştığı gazetede, Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı'ya dayandırılarak verdiği, "Fatih Terim istifa etmedi. Bunu Özgener duyurdu" şeklindeki haber, spor yazarına çirkin bir saldırıya neden oldu.Bursa Atatürk Stadı'nda saat 18.00'de Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'in basın toplantısının ardından stadı terk etmek üzere olan Erhan Telli, otele yürürken saldırıya uğradığını belirterek şunları söyledi:"Tam taksiye binecektim ki, peşimden bir kız koşup kolumdan tuttu ve 'Başkanım sizinle görüşecek bir dakika bekleyin' dedi. Bunun üzerine Başkan İbrahim Yazıcı geldi ve bende kendisine 'Merhaba sayın başkanım' dedim. Yazıcı, 'Erhan Telli senmisin?' dedikten sonra, suratıma bir tokat attı ve daha sonra bir defa daha vurdu. Bu yaşanan olaylardan dolayı son derece üzüntülüyüm."

12 Ekim 2009 Pazartesi

Kim Gelsin?


Fatih Terim istifa etti, medyaya iş çıktı.. Milli takım teknik direktörü yerli mi olsun, yabancı mı sorusuyla başlayıp, kim gelsin'e kadar devam eden anketler her yerde.. Herkes belli şekilde kendi görüşünü açıklayıp, belirli istatistikler veriyor köşesinde.. Devler ligi(!!) yorumcusu Rıdvan Dilmen'i bile milli takıma pazarlama çalışmaları mevcut. Bu ülkenin gelmiş geçmiş en kariyerli hocası bile o koltukta tutunamamışken tek kariyeri Vanspor'u 1.lige çıkarmak olan, nerdeyse 5-6 yıldır işi sadece gol veya iddaa tahmininde bulunmak olan Rıdvan Dilmen hangi veriye dayanarak bu işi kotarabilir görünüyor anlamak güç. Yıllarca Galatasaraylıların hegomanyasında tarihi başarılara ulaşmış olan ulusal takımda artık bir Fenerliyi görme isteğinin dışa yansıması olarak yorumlamak lazım sanırım bu isteği.

Neyse herkes birilerini öneriyor, biz de nacizane fikrimizi belirtelim.. İkilim yukarı da. Hadi rastgele..

Arı Kovanı


Yıllardır örümcek ağlarının mesken tuttuğunu bildiğimiz 90'ı; diğer bir ifadeyle Çatal'ı, Azteca stadında bu sefer arılar mekan bilmiş.. Fotoğrafta görevli Meksika-El Salvador maçı öncesi yangın söndürme tüpüyle kovanı dağıtmaya uğraşıyor. Nerde o çatal'a takıp örümcek ağını temizleyen usta ayaklar diye sorası geliyor insanın..

11 Ekim 2009 Pazar

Veda


Lider diye bellediğimiz adamların yıllardır aynı isimler olduğu, 7 kere gidip 8 kere gelmenin başarı sayıldığı, maskara oluncaya kadar koltukta oturmanın adet olduğu, tek adamlığın, eleştrileri kulak arkası etmenin liderliğin değişmez bir özelliği sayıldığı benim güzel ve yalnız ülkemin milli takımının teknik direktörü aşağıdaki sözlerle ikinci kez, ikinci kez (Galatasaray-Milli Takım) çalıştırdığı bir takımdan istifa etti.. 7lere, 8lere ulaşma dileğiyle ben vardım, yine olacağım deyip bu postu noktalayalım..

Hiçbir zaman başkasını suçlamadım. Oyuncularımı asla. Maçta bir grup Fatih Terim istifa diye bağırdı, Bir grup imparator diye. 89-90 yılından beri bu seyircinin yeri tribün olmadı. Genelde hep sokaklarda gezdiler, hem de gururla. O zamanlar ben vardım, yine olacağım.

06 Ekim 2009 Salı

Basın Yalan Yazıyor....


Çok değil 1-2 hafta önceye kadar Galatasaray'ı eleştirmek için aradığı fırsatı bulamayanlar, zorlama da olsa Galatasaray'ı övme yarışındaydılar.. Takım uzay takımı, Rijkaard dünyada sayılı, Neeskens ondan da iyi duayen, Arda bazı yönlerden Messi'den daha iyi vesaire, vesaire.. Yine 1-2 hafta öncesine kadar da Daum eleştriliyor, Rijkaard'a göre zayıflıkları sıralanıyor, Fenerbahçe'nin oynadığı futbolun vasatlığı, sıkıcılığı vesaire, vesaire..

Son Ankaragücü mağlubiyeti basını mal bulmuş mağribi yaptı, görüntü tamamen değişti ve değişirken de konu Galatasaray olunca dozaj arttı.. Herkes bir yerden giydiriyor, Kadir Çetinçalı yine Galatasaray'da kazan kaynıtıyor.
Ertesi gün 22:05'te maçı olan futbolcuların sadece çay, kahve benzeri unsurların olduğu Yeşilköy'deki cafe'den 12'de kalkması bile eleştriliyor, sanırsın maç sabah 7'de..
Mehmet Demirkol yine sinsi çalışıyor Arda Turan emniyet müdürünü ziyarete gitti, diyerek Arda şımardı klişesini satır arasında vurguluyor, -Arda'yı klişeci diye suçlarken-.
Taraftarın futbolculara İstinye Park'da gezdikleri için tepkili olduğunu bile yazan var, sanırsın orası da Amsterdam Red Light Street.
Her sabah dinlediğim ve sürekli skor yorumcusu olmadığını iddia eden radyo programcısı bile son Ankaragücü maçında Aydın'ın yerine Mehmet Topal-Barış-Alpaslan üçlüsünden niye Alpaslan oyuna alınmadı diye ortalığı velveleye veriyor, Alpaslan'ın A-2 maçlarında bile yetersiz kaldığının farkında olmadan..
Maksat bir şekilde Rijkaard'a giydirmek olsun, mesnetli, mesnetsiz taraftar yanlış yönlendirilsin..
Ha bu arada Galatasaray'ın Fenerbahçe'den fark yiyeceği, Rijkaard'ın sonunun Hiddink gibi olacağı vurguları da çok okunan yazarlar tarafından dile getirilmiş, halka tamamlanmış..
Büyük Galatasaray taraftarı boşuna bağırmıyoruz "Basın Yalan Yazıyor Şampiyon Olmayınca" diye, işte gazeteler, radyolar, televizyonlar seni yönlendirmeye çalışıyor.. Sakın bu oyuna gelmeyelim, yıllardır her zaman hatamızı kollayan bu büyük düşmanımızı iyi tanıyalım.. Takıma bu zor günde destek verelim, oyun içerisinde sonuç ne olursa olsun desteğimizi bırakmayalım, unutmayalım ki bu gürühu susturmanın tek yolu tüm maçları eze, eze tek, tek kazanmaktır. O zaman da sıra bize gelir "Basın bunu da yazın diye"...

04 Ekim 2009 Pazar

Ankaragücü : 3 Galatasaray : 0


Bu sezonun ilk mağlubiyeti, ilk defa gol atmadan bitirilen bir 90 dakika, yenilen 3 gol ve sonuç olarak kaybedilen 3 puan. Kağıt üzerinde puan tablosunda kaybedilen sadece bir 3 puan gibi gözükse de, zaiyat 3 puanın çok ötesinde. Rijkaardın gelmesiyle beraber başlayan olumlu hava bugun itibariyle yerine kaos ortamına bırakmış durumda. İşlerin bu kadar sarpa sarmadığı Eskişehir, Strum Graz maçlarında bile Sami Yen'de çıkan çatlak seslerin çokluğu, bu sezonun en kritik maçı olmaya aday Trabzonspor karşılaşması öncesi beni ziyadesiyle endişelendiriyor. Milli maç dönüşü ya fişi çekecez ya da taraftar olarak verdiğimiz destekle takımı tekrar raya sokacağız. Geri dönüş için en büyük görev sanırım taraftara ve Rijkaard'a düşüyor. Taraftara düşen kısım kolay, daha önce defalarca yaptıpımız gibi son ana kadar her koşulda destek vermek, bildiğimiz işi bir kez daha yapmak. Rijkaard'a düşen kısım ise biraz daha çetrefilli, milli maç arasında önce kroke durumundaki takımın özgüven eksikliğini giderecek, sonra kronik hale gelmeye başlayan sorunlara çözüm bulmaya çalışacak formsuz isimlere rağmen.. Gün her fırsatta Galatasaray'ı bu duruma düşürmek için fırsat kollayan medya'nın günü ama sanırım bizim de Sami Yen'de Trabzon karşısında söylenecek sözlerimiz, kudretimiz vardır stokda..