29 Ağustos 2009 Cumartesi

Avrupa Ligi Grupları


Kupada hedefi final olarak belirlemiş; bu hedef doğrultusunda son yılların en efektif transfer sezonunu geçirerek, uygun kadroyu oluşturmuş ve Frank Rijkaard-Neeskens gibi kariyeri tartışılamayacak bir ikiliye teslim etmişiz. Bu şartlar altında ikinci torbadan girdiğimiz grup kuralarında o gelmiş, bu gelmiş çok farketmeyecekti Galatasaray için. Yunanlılarla karşılıklı iş ilişkimin bulunması ve arada Atina yollarına düşmem nedeniyle gönlümden Panathinaikos geçiyordu sadece, o da grubumuzda yer aldı. 2007'de Panionios'un, 2008'de Olympiakos'un kötü talihi bu sefer Pana'yı buldu. Fikstür de gönlümüze göre gelmiş, ilk maçta çıkarılacak 3 puanla grupların ilk devresinde bu iş bitebilir gibi duruyor. Yarın Yunan basınından yansımalarla yine burdayız, muhtemel panik havası vardır oralarda şimdi:))

27 Ağustos 2009 Perşembe

Aslantepe v-5


Bir altta yazdığımızın üzerine herhangi bir şey yazma fırsatı bulamadan ihalenin iptal edildiği haberi geldi. TOKİ'nin 4. ihaleden sonra bu işin hasılat paylaşımı modeli ile yürümeyeceğini kavraması sevindirici bir gelişme. Zira hemen aşağıda yazdığımız üzere böyle bir modelin denenmesi yine bilinmeyen bir maceraya sürüklenmek olacaktı; kaldı ki Talu'nun verdiği 250 Milyon TL bir önceki ihalede dururken, bu ihalelerde teklif edilen 120-130 Milyon arası rakamlara bu işin bırakılması devlet için de büyük bir gelir kaybıydı. Peki şimdi ne olacak, TOKİ bir bedel belirleyip stadı ihaleye çıkaracak ve şartnameye göre ihalede en düşük teklifi veren müteahit stadın yapımı üstlenecek, stadın yapımı bittikten sonra ise Ali Sami Yen arazisi için ihaleye çıkılacak ve muhtemelen Tekel arazisi satış fiyatına yakın bir seviyede ( 410 Milyon TL ) ihale sonuçlanacak. Bu şekilde hem beklenen sürede stadımıza kavuşmuş olacağımızı hem de TOKİ için maksimum gelirin elde edileceğini düşünüyorum. Bekleyen risk ise yine ihalenin çapsız bir müteahitte kalması ve olası hakediş gecikmelerinde projede gecikmelerin gözlenmesi, umarım böyle bir sıkıntı yaşanmaz. Diğer önemli husus ise stadın ilk projeye uygun bir şekilde, malzemeden çalmadan sürdürülmesi, bir Galatasaraylı olarak da bu hususu takip etmek hepimizin görevi.

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Aslantepe v-4


Dün bir Aslantepe ihalesi daha yaşandı ve görünüşe göre bu ihalelerin sonu gelmeyecek gibi duruyor. Bir nevi Kobi ölçekli müteahitlerin reklam, çap büyütme arenasına döndü ortalık. 2-3 hafta önce "Siyah Kalem" ismini tüm Türkiye'ye tanıttıktan sonra bu sefer de sıra "Afa Prefabrik"'e geldi. İhale kararı henüz resmileşmedi ama Afa Prefabrik'le yola devam kararı çıkarsa Eren Talu benzeri bir fotoğrafla karşı karşıya kalabiliriz. Bu tür projelerde en önemli unsur finansal güç ve banka desteği olarak karşımıza çıkar ki, Afa Prefabrik İzmir'de petrol bulmadıysa bu açılardan Aslantepe projesi'ne 3-4 numara ufak kalıyor tıpkı Eren Talu gibi. Gerekli know-how, bu ölçekte bitirilen proje, teçhizat vs. konularına hiç girmiyorum bile. İhale sonucu 10-15 gün içerisinde netleşecek, AFA seçilirse bana göre yeni bir korkulu macera bizi bekliyor. TOKİ korku filmi sever mi, bekleyip göreceğiz ama Aşcıoğlu-Ağaoğlu konsorsiyumu daha mantıklı bir tercih gibi duruyor.

Perşembe'den Notlar


* Müthiş bir hava var üzerimizde. Tribünde o kadar rahat huzurluyuz ki, 90 dakika hiç bitmesin hep Sami Yen'de kalalım istiyoruz. Geçen sene sürekli 1-0, 0-0 devam eden, ha bitti, ha bitecek diye soğuk terler döktüğümüz dönemlerden sonra bu şekilde maç seyretmek herkesi mutlu ediyor. Sahadaki güzellikler de cabası. Her geçen gün daha ileriye giden, her geçen gün üzerine koyan bir futbol. Kenarda Rijkaard-Neeskens ikilisinin oluşturulan bu güven ortamında payı büyük.

* Oluşan bu huzur ortamı tribün atmosferinde de kendisini gösteriyor. Herkes tezahüratlara katılmak için çabalıyor bu sene. Eski Açık-Kapalı Üst uyumu da sahadaki oyun gibi her geçen gün daha da üstüne koyuyor. Yine de Eski Açık "sarı" dedikten sonra ilk deneme de bunca yıldan sonra halen kapalı üst tarafında "kırmızı" diyenlerin bulunması biraz insanı şaşırtıyor.

* Tribün demişken Sabri'nin ayağına top gelmeden başlayan homurtular gecenin en çirkin dakikalarıydı. Rijkaard'ın gelmesiyle daha derli toplu bir görüntü çizen Sabri dün geceki homurtuları haketmiyor. Sevmesek de, eleştirsek de bunu 90 dakika içerisinde tribüne taşımasak, ayıp etmesek, üstündeki formaya, armaya saygı göstersek daha iyi olacak gibi duruyor.

* Maçtan bahsederken Kader Keita için ayrı bir paragraf açmamak ayıp olur. Maç içerisindeki görüntüsü, transfer edildiği anda ortalıkta dolaşan efsane videolarının tıpatıp aynısıydı. İçindeki futbol oynama arzusu çok net ortada, tribünlerle de çok çabuk kaynaştı. Oynadıkça tribünler şımartıyor, o şımardıkça daha da iyi oynuyor. Daddy Cool'dan sonra Abdelkader'de çok güzel uydu. Çok eğlenceli, Keita gol atsa da kopsak diye bekleyeceğiz bundan sonra maçlarda. Khaled'den geliyor Abdelkader..

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Devam


Uzun bir balayı dönemi ve yeni eve alışma sürecini atlattıktan sonra tekrar yayın hayatına başlıyoruz. Yokluğumuzda Galatasaray gündemden düşmedi; mor formasıyla, Elanosuyla, Keitasıyla, Haldun Üstünel'iyle, Rijkaardıyla, 10 numarasıyla, kaptanıyla hep manşetlerdeydik. Yönetim tarafında transferde ne kadar doğrular yapılıyorsa, gelecek adına da doğrular yapılıyor, (ilerleyen günlerde bu konuyu başka postlarla derinlemesine açarız) takım çıkıp takır, takır futbolunu oynuyor, tribünler full, bir sonraki maç heyecanla bekleniyor, hafta boyunca bir önceki maçın enstantaneleri tartışılıyor.. O kadar sağlam geliyoruz ki, medya da aşağı çekme taarruzları Temmuz'lardan başladı.. Neyse uzun lafı kısası, ilk yazdığımıza dönelim Kapalı Üst geri döndü. Yarın Sami Yen'de Kapalı Üstteyiz, maç sonrası izlenimlerimizle burda.. Görüşmek üzere..