31 Mayıs 2009 Pazar

Dibe Vuranlar


İlhan Cavcav daha fazlasını başarmaya çok yaklaşmıştı ki, Antalyaspor'un golü imdada yetişti. Bir sene içerisinde her iki devrede de ter döktükleri klüpleri Bank Asya'ya sevk eden isimler aşağıda. Seneye küme düşme hattından uzak durmak isteyen takımların önemle bilgisine sunulur. Aşağıdaki dörtlü için Teoman'dan gelsin: Dibe Vurmuşsan ya da hala düşüyorsan...
  • Serhat Akın - Kocaelispor, Konyaspor
  • Bülent Bölükbaşı - Kocaelispor, Konyaspor
    Musa Büyük - Kocaelispor, Konyaspor
  • Tolga Seyhan - Kocaelispor, Hacettepe

Lig Bitti


Bitirirken umarım hoş bir tad bırakırız diye bitirmişim bir önceki postu. Dünkü maç da adeta tam arzuladığım gibi geçti. Henüz ilk 18 dakikada Sivasspor kalbura dönebilirdiki her geçen gün daha da çok inanıyorum Mustafa Denizli ne kadar şanslıysa Bülent Korkmaz o kadar şanssız. Sivasspor maçının ilk yarısının açık ara bu sene Galatasaray'ın oynadığı en iyi futbol olduğunu Ali Sami Yen'de bu sene oynanan hemen, hemen her maçı yerinden takip eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim. Nonda yerine daha etkili bir forvet olsaydı müthiş bir final olabilirdi ama olmadı, yine de oynanan futbol tribündeki herkesi heyecanlandırmaya yetti. İki hafta ara ile ligi ilk iki sırada bitiren ekiplere karşı sergilediğimiz futbol bu sene kaçan balığın ne kadar büyük olduğunu hepimize ziyadesiyle gösteriyor.. Ah çekiyoruz, başka bir şey diyemiyoruz..

Maç öncesi Tugay'a veda, maç sonrası çınlayan "sen şampiyon olmasan da" ve teker, teker futbolcu isimleri dünkü gecenin güzel anlarıydı.. Dün akşam bana göre gecenin tek eksiği Hasan Şaş'tı. Bir kaç defa Kapalı Üst'ün eski açığa yakın kısmından "Hasan Şaş'ım" diye bağırmaya çalıştım ama amacıma ulaşamadım. Neyse Hasan Şaş benim için sembol bir isimdir ve blog açıldığından itibaren doğduğumdan itibaren seyrettiğim ve diğer futbolculardan farklı bir yere koyduğun sembol isimlere blogun sağ tarafında yer vermişimdir. Hasan Şaş'ım ile bu yıl sonunda yollarımız ayrılabilir ama biliyorum ki yolu Galatasaray'dan geçen yollarımız yine kesişecek.

Tribünde nasıl bitirdiysek burda da öyle bitirelim, "Sen Şampiyon Olmasan da, Kupaları Almasan da, Fener'e koymasan da, seviyoruz işte var mı diyeceğin, seviyoruz işte var mı diyeceğin?". Umarım seneye bitirirken başka bir beste dudaklarımızdan dökülür..

26 Mayıs 2009 Salı

33. Hafta Notları


Bir insanın ters gitti mi işi, muhallebi yerken kırılırmış dişi.. Bülent Korkmaz Galatasaray'a geldiğinden beri takıma en iyi top oynatmayı başardığı Beşiktaş maçından da mağlubiyetle ayrıldı. Dün akşam baştan sona oyunu kontrol eden, gol pozisyonlarına giren Galatasaray şampiyonluk yolundaki Beşiktaş'a tarihi bir fark tattırma şansını yakalamıştı. Bülent Korkmaz için veda günlerinde belki de unutulmayacak bir final olabilirdi; Mustafa Denizli'nin şansı ile mi yoksa Bülent Korkmaz'ın şanssızlığı ile mi açıklanır bilemiyorum ama Galatasaray lehine farklı bitmesi muhtemel maç Mehmet Topal'ın bir gol, bir asisti ve Milan Baros'un dünyaları kaçırması ile Beşiktaş lehine bitti. Taraftardan, yönetimine, futbolcusuna kadar bir virüs gibi bulaşmış olan "şu lig bitse de ızdırap dolu günlerden kurtulsak" havası dünkü maçın sonucu belirleyen faktördü bana göre. Hedefi olan, konsantre bir Galatasaray dün ortaya konan futbol ile birlikte en az 3-4 farklı sahadan galip ayrılırdı. Derby'nin ortaya koyduğu çarpıcı gerçeklerden biri de sene başından beri geniş diye övündüğümüz kadroda oyuna sokacak yedek oyuncu bulamamız. Bu hafta itibariyle Fenerbahçe'ye geçilmiş olduk; haftaya hem Fenerbahçe'nin, hem Galatasaray'ın kaybetmesi ve Bursaspor'un kazanması durumunda 3'lü averajda Bursaspor'un gerisinde kalıyoruz, Avrupa hayallerimiz suya düşüyor. Bu ihtimal gerçekleşir mi; gelecek hafta için tahminim maç alt biter, Sami Yen'de Galatasaray kaybetmez şeklinde.

Lig'de 33. hafta'da tablo yine tam anlamıyla şekillenmedi; düşen 3. takım, 2. şampiyonlar ligi bileti, 2 adet UEFA kupası bileti ve en önemlisi şampiyonluk halen ortada. Yine de basın klişesiyle Beşiktaş için Şampi... diyebiliriz, hatta daha da ilerisi Şampiyo.!! Düşme hattında heyecan Konyaspor, Antalya, Gençlerbirliği arasında. 34. haftada bu 3'lüden Gençlerbirliğinin Kayseri karşısında kaybetmeyeceğini, Konyaspor'un ise Ankaraspor karşısında kazanacağını düşünüyorum; final maçı Antalyaspor-Ankaragücü arasında oynanacak. Hikmet Karaman'ın sene başında lige başlamadan biletinin kesildiği Antalyaspor karşısında alacağı 1 puan bile yukarıda belirttiğim maçların düşüncelerime paralel şekilde sonuçlanması halinde Antalyaspor'u Bank Asya'ya yollayacak. Ancak sonuçta Antalyaspor kendi göbeğini kendi kesecek, radyo'da mikrofanların herhangi bir şehre dönmesini beklemeden alacağı 3 puan bu senaryoların, ihtimallerin hepsini geçersiz kılacak. Şu 3 takım arasında oynadığı futbol itibariyle ligden düşmeyi en fazla hakeden takım açık ara Konyaspor olarak duruyor ama futbol bu; düşme heyecanı haftaya son dakikaya kadar devam edecek..

Haftaya 2. yarısı adeta bize eziyet olan ligi bitirmek için Sami Yen'deyiz. İnönü'de yapamadığımız etkileyeci finali umarım Sivasspor karşısında yapar, bitirirken bu sene adına hoş bir tat bırakırız damaklarda..

24 Mayıs 2009 Pazar

Final İstanbul Notları


İş, güç fırsat ancak oluştu, üzerinden günler geçse de Final maçından izlenimleri yazmamak, çektiğim fotoları blogda yayınlamamak olmazdı. Blogun 2. senesi ve ikinci yerinde seyredilen final maçı; geçen sene Moskova'da Manchester-Chelsea finalini, izlemiş ve burda izlenimlerimizi aktarmıştık, bu sene Final ayağımıza geldi, fırsatı kaçırmadık. Şansımız yaver gider, maddi durumumuz da elverirse her sene bir final parolasıyla ilerlemeye çalışıyoruz.


Final İstanbul'u, Galatasaray'ın da rotada olması nedeniyle büyük bir özlemle bekledik. Biletler için başvuruda bulunup iki adet bileti kazandığımızın açıklanmasından sonra, yani takvimler 1 Şubat'ı gösterdiği zaman, Galatasaray halen rotadaydı ve pek çoğumuza göre finale çok yakındık artık. Ama işler beklendiği gibi gelişmedi ve Çarşamba günü içimiz yana yana Saraçoğlunun yolunu tuttuk. Final atmosferini maksimum'da yaşamak ve maç öncesi bir şeyler yiyip, içmek için erken saatlerde stad çevresindeydik. Fan Zone'lar arasında seçimimizi Shaktar taraftarının toplandığı Kalamış parkından yana kullandık. Hayallerimizdeki Final atmosferinin Saraçoğlu çevresinde mevcut olmadığını idrak etmemiz çok uzun zaman almadı. Özlemle beklediğimiz Final İstanbul çıkabilecek takımlar arasında belki de en kötü kombinasyonun vuku bulmasıyla adeta Türk futbolseverlere terk edilmişti. Tabloyu görünce, Galatasaray'ın burada olmaması bizi daha çok yaraladı. Üzüntümüzü biraz olsun gidermek için kendimizi Kalamıştaki Kazancılar Ocakbaşına attık. Bir kaç duble rakı ve lezzetli kebaplar keyfimizi yerine getirdi. Saatler 20:45 olmuştu, artık içeriye girme vakti gelmişti.

UEFA tarafından tribün tercihimiz Shaktar taraftarına yakın kısım olarak belirlenmiş. Bugün Shaktar'dan yana gidiyoruz, gönlümüz de Luce'den yana zaten. Stad içerisinde finale yakışmayan görüntü, tribünler yer yer boş. Bremenler organize ama etkisiz, Shaktarlılar ise tribünde çok acemiler. Shaktar tribünün altında mesken tutmuş yaklaşık 30 kişilik Galatasaraylı grup bizim için gecenin güzel anı. Maç boyunca bir kaç kez üçlü, we are the best Galatasaray sesleri ve 17 Mayıs'ı hatırlatan Dağ Başını Duman Almış marşının bu grup tarafından başlatılıp stadın tümüne dağılması pekçoğu ilk kez bir Avrupa Kupası finali izleyen Fener taraftarlarının sinirlerini yay gibi geriyor ve kısa süreli münakaşa yaşanıyor. İlerleyen dakikalardan bahsettiğim Galatasaraylı tayfanın Shaktar taraftarına "Shaktar Gol Gol'ü" öğretmesi tüm tribünlerde gülümsemeye yol açıyor, sinirler yumuşuyor.

Maça dönersek Luce'nin Shaktarı finali hak eden taraftı ve uzatmada da olsa kupaya uzanmayı bildi. Bazıları tarafından tesadüf eseri ulaşıldığı iddia edilen UEFA kupasına tesadüf eseri ulaşılmayacağını da Luce'nin Shaktarı sahada ortaya koyduğu oyunla fazlasıyla gösterdi. 5. yılın sonunda sahaya yansıyan derli, toplu bir görüntü kısa sürede elde edilmiyor ve Lucescu'nun Shaktarından çıkarılacak oldukça ders var. Victoria, Flerquin, Perez'le elde edilen Türkiye şampiyonluğu gibi adı, şanı Alex, Roberto Carlos, Lincoln olmayan Brezilyalılarla UEFA kupasına uzanmayı bildi Lucescu. Yine sistemli futboluyla Türk sporseverlerin bir kez daha saygısını kazanan eski hocamızı tebrik ediyorum, kendisi için artık top class klüplere geçme zamanı geldi bana göre.


Son olarak, bir transfer isteğiyle yazıyı bitiriyim. Daha önce, Galatasaray'ın bu seneki yılıdz transfer kontenjanını senelerdir devşirmelerle idare ettiğimiz sağ bek mevkine kullanmamız gerektiğini ifade etmiştim. Final maçından sonra fiyatı daha da artsa da uzatmalarla beraber 60 dakika önümde futbol oynayan ve hayran bırakan Srna'nın neyse fiyatı verip alalım, pişman olmayız. Seneye 2010 CL finalinde Madrid'den bildirmek üzere.

19 Mayıs 2009 Salı

Kendi Düşen Ağlamaz


18 Haziran 2008 - Konyaspor Başkanı Mehmet Ali Kuntoğlu Hakan Şükür ile yapılan transfer görüşmesinde son noktaya geldiklerini artık Hakan Şükür'ü Konyasporlu futbolcu olarak adlandırabileceğini söyledi.

08 Temmuz 2008 - Üzülmez ve Toraman'a yeşil-beyazlı formayı giydirmek istediğini belirten Başkan Mehmet Ali Kuntoğlu, bu iki oyuncuyu hoşgörünün başkenti Konya'ya getirip barıştıracağım dedi.

31 Temmuz 2008 - Konyaspor Başkanı Kuntoğlu, yeni sezon öncesi gerekli transferler yaparak iyi bir takım oluşturduklarını belirterek, bundan sonra görevin Raşit Çetiner ve ekibinde olduğunu söyledi.

18 Eylül 2008 - Konyaspor Başkanı Kuntoğlu, Raşit Çetiner ile yol ayrımına gitmelerinde saha sonuçlarının değil, gelecek adına olumlu bir işık görememenin etkili olduğunu belirterek, her iki taraf içinde hayırlı olsun dedi.

18 Eylül 2008 - Başkan Kuntoğlu, Nevzat Dinçbudak'ın takımın tek yetkilisi ve sorumlusu olduğunu söyleyerek, Antalya maçında alınacak neticeye göre Dinçbudak'la yola devam edilip edilmeyeceğinin belirleneceğini belirtti. (Maç kazanılır hoca gönderilir)

24 Eylül 2008 - Mehmet Ali Kuntoğlu bundan sonra Giray Bulak ile çalışacaklarını belirtti.

31 Aralık 2008 - Belediye'den destek çıkmaması nedeniyle para sorunu içerisinden çıkamayan Başkan M.Ali Kuntoğlu kongre kararı almaktan başka çıkar yol olmadığını söyledi.

26 Ocak 2009 - Başkan Mehmet Ali Kuntoğlu "Takımımıza katkı sağlayacak isimleri kadromuza dahil ediyoruz. Bugün ara transferde Poljac ve Serhat Akın'dan üçüncü imzayı Bülent Bölükbaşına attırıyoruz. Taraftarımız endişelenmesin Konyaspor düzlüğe çıkacak ve geçmişe sünger çekecektir. (Hani para yoktu Serhat Akın'ın maliyeti 1.5 Milyon EUR)

8 Mart 2009 - Kulüp Başkanı Mehmet Ali Kuntoğlu "Öncelikle yayıncı kuruluş LİG TV'yi kınıyorum. Geçen hafta bizi saha konusunda eleştirmişlerdi. Bugün ise Fatih Terim ile başkan Sadri Şener'i gösterdiler, beni göstermediler. Biz Anadolu takımlarını bu kadar küçümsemesinler. Gerektiğinde bizim de sesimiz çıkar. Biz Anadolu takımıyız, garibanız. Bize destek vermeleri gerekirken hep eleştiriyorlar"

25 Mart 2009 - 29 Mayıs 2008’de göreve geldikten sonra Nuri Mehtap ve Mustafa Düzkaya’yı futbol şubesinin başına geçiren ve tam yetkili kılan Kuntoğlu transfer döneminde Düzkaya ve Mehtap ile toplantı yapmış ve “Siz 13 trilyon istiyorsunuz. Alın size 14 trilyon. Eğer başarısız olursanız kellenizi alırım” demişti. Kuntoğlu sözünü tuttu.

25 Nisan 2009 - Başkanlığının ilk yılının kendisi için zorlu geçtiğini söyleyen Kuntoğlu, "Benim başkanlıktaki ilk yılım çok stresli geçiyor. Bir takım maddi sıkıntılar yaşadık. Ama işin sonuna geldik. Bu yılı atlattıktan sonra daha iyi bir Konyaspor seyredeceğiz. Ben başkanlığa gelirken 3 yılın sonunda Konyaspor'u UEFA'da oynatacağız diye söz vermiştim. Bu takım UEFA'ya gitmeden başkanlığı bırakmayacağım" dedi.

19 Mayıs 2009 - Başkan Kuntoğlu "Kan değişikliği yapmak istedik. Dün yapılan yönetim kurulu toplantısında Giray Bulak ile devam etmeme kararı çıktı. Hocamıza hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz. Ligde çok tehlikeli bir konumdayız. Son iki hafta kala takımın başına getireceğimiz teknik direktör için görüşmelerimiz devam ediyor. Bunların içinde Hakan Kutlu da var" dedi.
19 Mayıs 2009 - Nalçacılar açıklama yaptı: Onurunuz, şerefiniz varsa defolun gidin!!

Google'a Konyaspor yazınca ortaya çıkanların derlemesi yukarıda; ne diyelim kendi düşen ağlamaz.. UEFA kupasına katılmak için daha koca 2 yıl var..

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Haftadan Notlar


Dün maçtan eve geç döndüm, içimde de çok fazla yazma isteği oluşmadı seyrettiklerimden sonra. UEFA kupasının yıldönümü 17 Mayıs'ta trajik bir şekilde UEFA kupası bileti almak için Gençlerbirliği karşısına çıktık. Tribünleri bu hedef tatmin etmemiş olacak ki stadın full kombineli tribünleri numaralı ve kapalı üst bile boş kalmıştı. Gelenlerin büyük bir bölümü de ilk yarıda oynanan futbola dayanamayarak sene başından beri ilk defa kapalı üst'te oturarak maç izleme şansını buldular. Geçmişte bir çok kez liderin büyük farkla gerisine düştük, tüm hedeflerimiz haftalar öncesi kayıp gitti elimizden ama tribünlerde böyle bir heyecansızlık ben hatırlamıyorum. Son haftalarda oynanan futbol maalesef taraftarı pikniği maça tercih etme durumuna getirdi. O oynadı, Kewell oynamadı diye ayrıntılara hiç girmiyorum bile, bu sene bir an önce bitsin şu dertlerden kurtulalım.. Her şeye rağmen sezonu 6 puanla güzel bir şekilde bitirmenin de halen önümüzde olduğunu unutmayalım. Bu dakikadan sonra tribünlere güzel bir hediye olacaktır bu 6 puan; en azından bir özür fırsatı teknik heyet, yönetim ve futbolcular açısından..

Diğer maçlarda üst taraf haftayı kayıpsız kapattı. Ligin ilk devresinde son dakikada açık ofsayt golle Bursaspor'a 3 puan veren Trabzonspor, verdiğini bu sefer son dakikada tartışmalı bir frikikle almasını bildi ve dengeyi sağladı. Maç öncesi gönlümden geçen sonuç da bu şekildeydi. Şampiyonluk yolunda son dakika da atılan gollerin bir işaret olduğuna inanan ben, Galatasaray'ın son iki haftadaki performansıyla Trabzonspor'dan bir Cevat Güler efsanesi yaratmasını bekliyorum..

Küme düşme hattında ise Konyaspor pimini çekti.. Artık tek ümitleri bu sene düşme hattını ihya eden Fenerbahçe'den 3 puan almak ki, bunu başarabilirlerse son haftada küme düşme yarışı çok bilinmeyenli denkleme dönüşebilir.

Bank Asya'da yükselen 3. takım Kasımpaşa oldu. Bir İzmir takımını görmek isteyenler arasındaydım ama genelin aksine bu duruma çok da üzülmedim.. İstiklal Caddesindeki ofisime 5 dakika yürüme mesafesindeki Kasımpaşa Stadının gelecek sene tüm takımlar açısından zor bir deplasman olacağına inanıyorum. Asmalımescit'de iki kadeh attıktan sonra, heyecanlı maçlardan bir kaçını canlı seyretme fırsatı çok da güzel olacak.. Ekstra bir not olarak Kasımpaşa'da Sertan Eser'in Bank Asya'da kaçıncı kez yükselme sevincini yaşadığım merakımdır. En kısa sürede araştırıp bir post yaratmak lazım..

17 Mayıs 2009 Pazar

O An


Unutulmaz.. 17 Mayıs 2000

12 Mayıs 2009 Salı

Leo Franco

Pek çok kişinin içine sinmeyen bir transfer gibi duruyor. Umarım transfer'de tez yazanlar ince elemiş, sık dokumuşlardır gelen, gideni aratmaz. Yukarıdaki fotoya bakıp iyi düşünelim.. Hayırlara vesile..

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Kocaeli - Hacettepe


Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok
Yitirmişiz anılarla beraber faydası yok
Gel bunları bırakalım bir tarafa
Gerçeği görmeliyiz dostum başka çaresi yok..

Şimdi Hacettepe-Kocaeli yönetimine Yılmaz Vural-Erdoğan Arıca ile kaybolan günleri verseler,
Tek bir söz söylemeye hakları varmıdır acaba..

Dostluk Maçı


Bugünün gündemi Galatasaray-Fenerbahçe arasında oynanacak dostluk maçı.. Trabzonspor eski başkanı Faruk Özak devreye girmiş, 19 mayıs 2009 tarihinde Galatasaray ile Fenerbahçe arasında dostluk maçının oynanması kararlaştırılmış.. Tribünler yarı, yarıya olacak, maç İnönü stadında oynanacak..

Görünen o ki 19 Mayıs 2009'da ağdalı konuşmalarla, yapmacık ifadelerle sahte dostluk rüzgarları estirilecek.. Sahte sözler, sahte gülümsemeler, sahte insanlar, geçen zaman ve kaybeden yine Türk futbolu..

Türkiye'de çok sevilen bir sorun çözme şeklidir yaşananlar.. Sorunun köküne inilmez, nerden çıktı kim hata yaptı, neden bu güne gelindi sorgulanmaz. Büyükler araya girer, hadi öpüşün, barışın küskünlükler unutulsun denir.. Sanırlar ki her şey çözüldü, yaşananlar unutuldu.. 6 Mayıs 2001'i; Fenerbahçe stadında 3 saat lağım suyunun içinde beklediğim, içeride fayans parçalarını, idrar dolu su şişesini kafama yediğim, oturacağım koltuğun üzerine Fenerbahçe yönetimi tarafından hayvan pisliği ile saman bırakılmış olan günü benim bu şekilde unutacağım ve hiçbir şey olmamış gibi davranacağımı düşünüyorlarsa fena halde yanılıyorlar.. Bu gün fair-play rüzgarları estirenler o gün "fair" davranmayarak, 2001 yılında bu yarayı açtıklarının farkında bile değiller.. Bir yerde adalet duygusu yoksa, adaletsizlik varsa, hukuksuzluk varsa ve bunun cezası yoksa o ortamda hangi dostluktan bahsedebiliriz ki..

Bakın bugün Galatasaray-Fenerbahçe dostluk maçından bahseden gazetelerin spor sayfalarında Van Belediye-Eyüp maçından da bahseder.. İtfaiyenin tepesine kadar kaçan futbolular ve "zor"'la tayin edilen maç sonucu.. Yine adalatesizlik, hukuksuzluk..Aman canım bir dostluk maçı da orda yapılır sorun çözülür nasıl olsa üzerine düşmeye değmez..

Gazetelerde yazıyor ki, bu dostluk maçın nedeni Ali Sami Yen'de oynanan son derbyde yaşanan çirkinlikleri unutturmak, silmek adınaymış.. Son Derby'de yaşananlardan sonra yazdıklarımız burda.. Ne demişiz böyle başa, böyle tarak. Hukuksuzluktan nemalananlar, iki klüp arasındaki saygı ortamını bitirenler, 19 Mayıs'ta dostluk mesajı verecek biz de taraftar olarak yutacaz... Dostluk maçına falan gerek yok, zorla dostluk olmaz.. Adalet sağlansın, kurallar uygulansın, hak, hukuk gözetilsin gerisi hikaye..

09 Mayıs 2009 Cumartesi

Galatasaray : 1 Ankaragücü : 0


Bu ligde her geçen dakika bize işkence olmaya başladı.. Bir maçın sonunu da ha bitti bitecek, şimdi yiyecez, atamayana atarlar yorumlarıyla bitirmezsek camia olarak rahatlayıp, derin bir nefes alacağız.

Aslında ilk yarıya bugün son haftalarda alıştığımız görüntüden uzak bir şekilde başladık. Emre Güngör'ün stoperde yer alması, Ayhan'ın ise Büyük Kaptan'ın boyunduruğundan kurtulması takım savunmasını güçlendirmişti.. İleri uçta ise istekli Arda ve Lincoln, bu maçta bizi ligin ilk devresinin sonunda bıraktığımız şiir gibi oyuna döndürmeye niyetliydi bugün. 1-0'dan sonra farka gideceğimiz bir ortamda yine gol kaçırma yarışına girerek kolay olacak bir maçı yine şu maç bir bitse havasına büründürdük. Maçın ikinci yarısında, son haftalarda alıştığımız, isteksiz, hedefsiz takım geri döndü, öyle ki Ankaragücü'nün 10 kişi kalması bile bu görüntüyü silemedi.. Yavaş, yavaş bu duruma alışmaya başladık; derler ya bir yerden sonra çok da fazla acımaz o durumdayız şu anda.. Yukarıda kaybedilen puanları gördükçe, bizim Bursaspor'la girdiğimiz UEFA bileti yarışı ve kimliksiz futbol fazlasıyla kahrediyor taraftarı.

Bugünkü sonuçlara gelince İBB'nin aldığı 3 puan alt tarafa heyecan getirdi. Ligin son 3 haftasında heyecan yüklü mücadaleler bizi bekliyor. "1.yi bilmem şampiyon biziz" diye anlamasız cümlelere imza atan Bülent Uygun ise ligi geçen sene bitirdiği noktada bitirmeye gün be gün yaklaşıyor. Geçen hafta Trabzonspor şampiyonlar ligine yakın demiştim revize ediyorum, şampiyonluğa yakın..

Arda Turan Dönüyor!!


Bunlar Basından

"Arda Şımardı"
"Arda Silah Resmi Olan Tişört Giydi"
"Arda Striptiz Klube Gitti"
"Yine Arda, Yine Olay"
"Striptiz Kaçamağı"
"Striptiz Klupte Olay"
"Arda'ya Mektup : Türkiyeyi Terketsin"

Bu Da Kapalı Üst'ten

"Sen Yolunda Yürü ve Bırak Ne Derlerse Desinler"*

*Dante-İlahi Komedya

07 Mayıs 2009 Perşembe

Larissa-Türkiye İttifakı


Haber Yunan basınında Larissa-Türkiye ittifakı başlığı ile yer bulmuş. Sezonun son haftası Tümer Metin'in golüyle play-off biletini kapan Larissa, Tümer Metin'in performansından oldukça memnun olacak ki, gelecek sezon planlarında ileri uç için Taner Gülleri ve Umut Bulut'u düşünüyor. Seneye Avrupa kupalarında yer alma şansı bulan Larissa'da üç Türk oyuncu forma giyebilir. 33 yaşını kutlayacak Taner Gülleri için Avrupa Kupalarında oynama ihtimali bulunan Larissa'da forma giymek iyi bir deneyim olabilir gibi duruyor.. Haberin sol altında Larissa'nın yıldızı Tümer play-off karşılaşmasında AEK'yi yeneceklerini iddia etmiş ek bilgi olarak..

06 Mayıs 2009 Çarşamba

Terim&Schuster


Daha önce Olympiakos'un Fatih Terim'e olan ilgisini şurada belirtmiştim. Bugün Yunan basınında Olympiakos'un Teknik Direktör adayları arasında Terim, Schuster ve Perrin isimlerine yer verilmiş.. Schuster İspanyol ve bizim basına göre Galatasaray'da.. Schuster kaçtığına göre ya Alman ya Terim diyen Kokalis'in listesinde bir numarada Terim duruyor. Ben şimdiden yazıyım Terim Olympiakos'da diye.

04 Mayıs 2009 Pazartesi

Galatasaray 2009/2010


Sezon sonu yaklaşıyor, düşüncelerimizdeki kadroyu gelecek sene için şekillendirmeye başlayalım yavaştan.. Basına yansıdığı kadarıyla kalemiz çok büyük ihtimalle Leo Franco'ya emanat olacak, bu yüzden o pozisyona direk onu yerleştirdim. Yıldız transfer kontenjanını yıllardır kangren olan ama hiç bir sene çözüm bulamadığımız sağ bek transferine harcadım. Diğer yazdığım transferlerin elimizdeki takas stoğu ve gidecek oyunculardan gelecek gelirler ile rahatlıkla gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum. İçimden bir ses de Harry Kewell'ın sezon sonu iyi bir miktar bonservis karşılığı elden çıkarılacağını söylüyor o yüzden kadroya eklemedim. İlk 11 resimde, kadronun geri kalan isimleri ise aşağıda.. Bloga yolu düşenlerde ilk 11'lerini yorumlara bırakırsa tartışma, değerlendirme imkanı buluruz.
Yedekler
Aykut
Fırat
Emre Aşık
Emre Güngör
Uğur Uçar
İsmail Köybaşı
Barış Özbek
Hasan Şaş
Ayhan Akman
Özgürcan Özcan
Cem Sultan
Semih Kaya
Sabri Sarıoğlu
Alpaslan Erdem (Muhtemel Kiralık)
Serkan Çalık (Muhtemel Kiralık)
Aydın Yılmaz (Muhtemel Kiralık)
Murat Akça (Muhtemel Kiralık)
Emre Çolak (Muhtemel Kiralık)
Erhan Şentürk (Muhtemel Kiralık)

Gidenler ( Takas vs. ) : Orkun, Carrusca, Necati, Linderoth, Lincoln, Yaser Yıldız, Harry Kewell, Nonda, Serkan Kurtuluş, Ferdi Elmas, Volkan Yaman, Mehmet Güven, Ümit Karan

Haftaya Bakış


Cuma gününden puanları kaybedip, umutları tüketince, nadasa bırakıp cumartesi, pazar süper lig'den uzak tuttum kendimi. Pazar akşamı alınan sonuçlara baktığım zaman ise bir Galatasaray taraftarını kahretmek için ne gerekiyorsa şekillenmiş olduğunu görüyorum.. Son iki hafta kaybettiğimiz 5 puanı eklediğimiz zaman puan tablosunda ortaya çıkan görüntü beklediğimiz, görmek istediğimiz puan tablosuydu.. Evdeki hesap rakiplerde çarşıya uyarken Galatasaray tarafında fena halde şaştı.. Alınan sonuçlardan sonra Trabzonspor'un şampiyonlar ligi şansının ortaya çıktığını söyleyebiliriz, camia olarak ne kadar bu hedefin peşinde koşuyorlar bilemiyorum ama Sivasspor ve Beşiktaş'ın önümüzdeki 4 haftada puan kaybedeceği kesine yakın bir sonuç olarak karşımızda duruyor. Galatasaray'ın avrupa bileti, Bursaspor'un 3 puanından sonra riskli hale gelmeye başladı, böyle durumlarda geriden motivasyonla gelen kazanır kuralının işleyip, işlemeyeceği iki hafta içinde netlik kazanır diye düşünüyorum.

Hafta sonu Türkiye liginden uzak kaldık ama spordan ve futboldan uzak kalmadık.. Barcelona'nın 6 golü, 2 sayı farkla biten Olympiakos-Panathinaikos Euroleauge yarı final maçı ve yine 2 sayı farkla biten ve CSKA'nın büyük geri dönüşüne sahne olan Pana-CSKA finali hafta sonumuzu heyecanlı ve güzel kılan unsurlardı. Panathinaikos'lu kupa koleksiyoncusu Alvertis 9.kez çıktığı final four'dan 5. kez kupayla döndü.. Kolkola süper lig biletini kapan Manisa ve Diyarbakırspor ise haftayı Türkiye'de şampiyonlukla taçlandıran takımlar.

Pazar günü Euroleague finalini seyredip, komşu her sene buralarda biz niye burda yokuz diye hayıflanırken, Engelsiz Aslanlar yine sessiz, sedasız Avrupa kupasını ülkemize getirdi. Gururlanıyor ancak sessiz sedasız kısmına vurgu yapıp iğneyi kendime batırıyorum.. Alanında ülkemizi ve Galatasaray'ı bir numara yapan bu takım çok daha fazla ilgiyi hakediyor.

01 Mayıs 2009 Cuma

Galatasaray : 0 Hacettepe : 2


Yazacak, söylenecek çok bir şey yok. Bu sene ikinci kere bu duyguları yaşıyorum, ilki Ali Sami Yen'de 5 gol yediğimiz Kocaeli maçıydı, ikincisi de bugün. Şu lig bitse de tatile çıksak havasındaki futbolcularla biz sezon sonuna kadar bu utancı bir kaç kez daha yaşayabiliriz gözüküyor.. Gülüyoruz, ağlanacak halimize.. UEFA finali oynar dediğimiz kadronun gelecek sene UEFA kupasına katılıp, katılmayacağı şüpheli hale geldi. Taraftar olarak 6'da6 yaparız inançlıyız dedik ama futbolcular bu inancı tersten anlamış olacak ki şimdiden 2de2 yaptılar, yazıklar olsun..

1-0 gerideyken bile rakip sahaya oyunu yıkamayan Antalya Madran sahasında hazırlık maçı oynadığını düşünen futbolcu grubu, ne oynatmak istediğini, ne oynatacağını, kimlerle oynayacağını bilmeyen bir Teknik direktör.. Sahada hep övündüğümüz ruhtan eser kalmamış, sadece teknik direktörle, futbolcu hatalarıyla açıklanamayacak kadar kötü bir mağlubiyet daha.. Bu sene ikinci kere aynı duyguyu yaşıyorsak taraftar olarak, tribünlerden rakip takım için "3", "3" sesleri yankılanıyorsa, artık senin için yatacak yer kalmamıştır Adnan Sezgin.. Bu sefer teknik direktörden önce istifa sırası sende... Sonrası çorap söküğü gibi gelir, önce sen düş bu takımın yakasından, lütfen..

1 Mayıs Kutlu Olsun


Günlerin bugün getirdiği baskı zulüm ve kandır
ancak bu böyle gitmez sömürü devam etmez
yepyeni bir hayat gelir bizde ve her yerde

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Yepyeni bir güneş doğar dağların doruklarından
mutlu bir hayat filizlenir kavganın ufuklarından
yurdumun mutlu günleri mutlak gelen gündedir

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Vermeyin insana izin kanması ve susması için
hakkını alması için kitleyi bilinçlendirin
bizlerin ellerindedir gelen ışıklı günler

1 mayıs 1 mayıs işçinin emekçinin bayramı
devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı

Ulusların gürleyen sesi yeri göğü sarsıyor
halkların nasırlı yumruğu balyoz gibi patlıyor
devrimin şanlı dalgası dünyamızı kaplıyor

Gün gelir gün gelir zorbalar kalmaz gider
devrimin şanlı yolunda bir kağıt gibi erir gider