

Çok üzgünüm... Son 7-8 yıl içerisinde tüm tarihe geçen maçlarda tribünde yerini alan, çorbada az çok tuz sahibi olan ben, bu maçta takımı yalnız bıraktım. Kombinemi bıraktığım arkadaşım boşluğumu fazlasıyla doldursa da bu maçı kaçırmış olmak UEFA kupasına giden yolda içimde uhde olarak yer alacak. Zamanı geri almak ve Sabri o şutu çektiğinde tribünde olmak şu anda en büyük isteğim ama maalesef bazen diğer bir parçamız olan işimiz bazı isteklerimize engel olabiliyor.
Bir süredir Atina’da toplantıdaydım ve dönüş uçağım Perşembe akşamı 19:30’daydı, ne yazık ki maça yetişmeme imkan yoktu. Maçın başlamasına 45 dakika kala 19:45’de Atina’dan kalkan uçağım saat 21:00’de İstanbul’a iniyordu. Yolculuk boyunca maç ile ilgili skor bilgisi alamamak içimi fazlasıyla kemirmişti, iner inmez açtığım cep telefonumda herhangi bir mesaj yoktu. Bir an önce en azından ikinci yarıyı TV’den seyretmek amacıyla pasaport kontrolüne doğru depar attım. Pasaport kontrolü sırasında skoru sorduğum görevlinin 1-1 demesi Büyük Kaptan ile beraber tura bir an önce ulaşma isteğim nedeni ile çok hoşuma gitmedi. Pasaporttan geçip valizimi beklemeye koyulmuşken beklediğim mesaj telefonuma ulaştı “dakika 45. Gol Harry Kewell Galatasaray : 2 Bordeaux : 1.
Valizi aldıktan sonra adres belliydi dış hatlar çıkıştaki “Greenfield Sports Bar”. Devre arasıydı ve ilk yarının önemli pozisyonları ekranda dönüyordu. Kewell’ın golünü gördüm ve ağzım açık kaldı, böyle önemli maçlarda bu tarz gollerin öneminin büyük olduğuna inanırım, iğne deliğinden topu geçirmek tüm takıma ayrı bir motivasyon verir hele bir de bu gol ilk yarı tam biterken gelmişse.
İlk yarıyı izleyemediğim için ne oldu ne bitti bilmiyorum ama ikinci yarı seyrettiğim futbol her ne kadar basit hatalardan iki golü kalemizde görsek de armanın peşinde olan bir Galatasaray taraftarı olarak sahada görmek istediğim Galatasaray futboludur. Büyük kaptan’ın taraftara getirdiği enerji, sahadaki futbolcularda da karşılığını fazlasıyla bulmuş. Bu kadar kısa zamanda da Büyük Kaptan’dan başka bir şey beklemiyorduk zaten. Hataları yok mu elbetteki var ama Kaptan’la beraber böyle bir başlangıç hepimize iyi geldi, hem Kaptan’a hem bize hem futbolculara hem de yönetime. Önemli maçlarda Kewell’in attığı gollerin benzerlerinin galibiyet üzerinde öneminin büyük olduğuna inandığım gibi zafere giden yolda da bu tarz geri dönüşlerin önemine inandığımı vurgulamaya sanırım gerek yok.
Şimdi ikinci yarıya tekrar dönelim.. Başlama düdüğü ile saldıran bir Galatasaray ve Lincoln-Arda organizasyonu ile gelen turun müjdecisi gol, taraftarları ve takımı daha fazla iştahlandırdı. Bu dakikadan sonra 4-5 daha da fazla olabilirdi. Dalga, dalga gelen bir Galatasaray, iyiden iyiye coşan tribünler ve hakikatan müthiş bir futbol. Bu atmosferde Bülent Korkmaz’ın tempoyu düşürmesi ve kontrol futboluna dönmesi gayet zordu ki, bir taraftar kadar Galatasaraylı olan büyük kaptan’da bu güzel atmosferi çomaklamak istemedi. Skor 3-3 olduktan sonra oyuna müdahaleleri ve Mehmet Topal sakatlandıktan sonra Harry Kewell’i sokabilecek kararı tereddütsüz vermesi Bülent Korkmaz adına olumlu işaretler ilerisi adına. Her golden sonra da Cevat Hoca ile sevincini paylaşması da ayrıca hoşuma gitti.
Taraftar: coşmak için yokluğumu beklemiş adeta. TV başında, oluşan atmosfer ve tezahüratlar karşısında tüylerim diken diken oldu. Takip ettiğim bloglarda da benzer yorumlar var Ali Sami Yen geri dönüyor, dün gece için gurur duydum umarım böyle devam ederiz.
Sabri ve Arda ile bitirmezsek ayıp olur. Şutlarının isabetsizliği nedeni ile tribünlerin en fazla eleştrisini alan Sabri’nin ayak yakan top niteliğindeki bu şutu tereddütsüz kaleye göndermesi bile büyük bir cesaret örneğidir. Son haftada yaşananlardan sonra finalin Sabri’yle olması çok güzel oldu. Arda’ya da daha önce yazdığımı tekrarlayım çok büyük futbolcusun.
Bu sene de şampiyonluklar göreceğiz Galatasaray,
UEFA’yı Saraçoğlunda alacağız Galatasaray

























