28 Şubat 2009 Cumartesi

Galatasaray : 4 Bordeaux : 3



Çok üzgünüm... Son 7-8 yıl içerisinde tüm tarihe geçen maçlarda tribünde yerini alan, çorbada az çok tuz sahibi olan ben, bu maçta takımı yalnız bıraktım. Kombinemi bıraktığım arkadaşım boşluğumu fazlasıyla doldursa da bu maçı kaçırmış olmak UEFA kupasına giden yolda içimde uhde olarak yer alacak. Zamanı geri almak ve Sabri o şutu çektiğinde tribünde olmak şu anda en büyük isteğim ama maalesef bazen diğer bir parçamız olan işimiz bazı isteklerimize engel olabiliyor.

Bir süredir Atina’da toplantıdaydım ve dönüş uçağım Perşembe akşamı 19:30’daydı, ne yazık ki maça yetişmeme imkan yoktu. Maçın başlamasına 45 dakika kala 19:45’de Atina’dan kalkan uçağım saat 21:00’de İstanbul’a iniyordu. Yolculuk boyunca maç ile ilgili skor bilgisi alamamak içimi fazlasıyla kemirmişti, iner inmez açtığım cep telefonumda herhangi bir mesaj yoktu. Bir an önce en azından ikinci yarıyı TV’den seyretmek amacıyla pasaport kontrolüne doğru depar attım. Pasaport kontrolü sırasında skoru sorduğum görevlinin 1-1 demesi Büyük Kaptan ile beraber tura bir an önce ulaşma isteğim nedeni ile çok hoşuma gitmedi. Pasaporttan geçip valizimi beklemeye koyulmuşken beklediğim mesaj telefonuma ulaştı “dakika 45. Gol Harry Kewell Galatasaray : 2 Bordeaux : 1.

Valizi aldıktan sonra adres belliydi dış hatlar çıkıştaki “Greenfield Sports Bar”. Devre arasıydı ve ilk yarının önemli pozisyonları ekranda dönüyordu. Kewell’ın golünü gördüm ve ağzım açık kaldı, böyle önemli maçlarda bu tarz gollerin öneminin büyük olduğuna inanırım, iğne deliğinden topu geçirmek tüm takıma ayrı bir motivasyon verir hele bir de bu gol ilk yarı tam biterken gelmişse.

İlk yarıyı izleyemediğim için ne oldu ne bitti bilmiyorum ama ikinci yarı seyrettiğim futbol her ne kadar basit hatalardan iki golü kalemizde görsek de armanın peşinde olan bir Galatasaray taraftarı olarak sahada görmek istediğim Galatasaray futboludur. Büyük kaptan’ın taraftara getirdiği enerji, sahadaki futbolcularda da karşılığını fazlasıyla bulmuş. Bu kadar kısa zamanda da Büyük Kaptan’dan başka bir şey beklemiyorduk zaten. Hataları yok mu elbetteki var ama Kaptan’la beraber böyle bir başlangıç hepimize iyi geldi, hem Kaptan’a hem bize hem futbolculara hem de yönetime. Önemli maçlarda Kewell’in attığı gollerin benzerlerinin galibiyet üzerinde öneminin büyük olduğuna inandığım gibi zafere giden yolda da bu tarz geri dönüşlerin önemine inandığımı vurgulamaya sanırım gerek yok.

Şimdi ikinci yarıya tekrar dönelim.. Başlama düdüğü ile saldıran bir Galatasaray ve Lincoln-Arda organizasyonu ile gelen turun müjdecisi gol, taraftarları ve takımı daha fazla iştahlandırdı. Bu dakikadan sonra 4-5 daha da fazla olabilirdi. Dalga, dalga gelen bir Galatasaray, iyiden iyiye coşan tribünler ve hakikatan müthiş bir futbol. Bu atmosferde Bülent Korkmaz’ın tempoyu düşürmesi ve kontrol futboluna dönmesi gayet zordu ki, bir taraftar kadar Galatasaraylı olan büyük kaptan’da bu güzel atmosferi çomaklamak istemedi. Skor 3-3 olduktan sonra oyuna müdahaleleri ve Mehmet Topal sakatlandıktan sonra Harry Kewell’i sokabilecek kararı tereddütsüz vermesi Bülent Korkmaz adına olumlu işaretler ilerisi adına. Her golden sonra da Cevat Hoca ile sevincini paylaşması da ayrıca hoşuma gitti.

Taraftar: coşmak için yokluğumu beklemiş adeta. TV başında, oluşan atmosfer ve tezahüratlar karşısında tüylerim diken diken oldu. Takip ettiğim bloglarda da benzer yorumlar var Ali Sami Yen geri dönüyor, dün gece için gurur duydum umarım böyle devam ederiz.

Sabri ve Arda ile bitirmezsek ayıp olur. Şutlarının isabetsizliği nedeni ile tribünlerin en fazla eleştrisini alan Sabri’nin ayak yakan top niteliğindeki bu şutu tereddütsüz kaleye göndermesi bile büyük bir cesaret örneğidir. Son haftada yaşananlardan sonra finalin Sabri’yle olması çok güzel oldu. Arda’ya da daha önce yazdığımı tekrarlayım çok büyük futbolcusun.

Bu sene de şampiyonluklar göreceğiz Galatasaray,
UEFA’yı Saraçoğlunda alacağız Galatasaray

23 Şubat 2009 Pazartesi

Yeniden Büyük Kaptan


Yaklaşık 4 saat önce iş nedeniyle Atina'ya geldim. Giderken en son Hagi gelecek diye bırakmıştım, Atina'ya indiğimde Büyük Kaptan'ı takımın başında buldum. Bu blogun sağ tarafında numarası olan kim gelirse gelsin itirazım olamazdı. Florya'da bir Galatasaraylı, aynı benim gibi. Yenilgide benim kadar üzülecek, hedefler için elinden ne geliyorsa benim gibi canla, başla çalışacak. Ben tribünde omuz omuza çekerken, o sahada omuz omuza çarpışacak. Hoşgeldin büyük kaptan, bu blog arkandadır bunu bilesin.

22 Şubat 2009 Pazar

Galatasaray : 2 Kocaeli : 5


Nasıl açıklayabiliriz ki bu 5 golü? Hiç bir şekilde salt teknik direktör hatası ile açıklanamayacak kadar kötü bir mağlubiyet. Hele ki geçen hafta Antalya mağlubiyetinden sonra rakiplerin verdiği puan kayıpları bugün alınacak 3 puanı daha anlamlı hale getirmişken. Kim oynarsa oynasın, hangi taktikle oynanırsa oynansın kendi seyircin önünde çıkıp alınması gereken bir maç.
Geçen hafta Antalyaspor maçından sonra şampiyonluktan umudu kestiğimi yazmıştım. Bu düşünce içinde olmamın nedeni kesinlikle yukarıdakilerle puan farkının açılması değil, tribünde duyduğum heyecanın saha içerisinde cevap bulamamasıydı. Antalya maçı sanki bir tiyatro oyunun 1. perdesiydi, Kocaeli'de 2. perdesi. Milan Baros'un kaçırdığı penaltı ve akabinde gelen Taner Gülleri'nin golü de bu oyunun en vurucu sahnesi sanırım; taraftarı yıkıp, dağıtan, tüm umutları yok eden.

UEFA kupasında kalesinde sadece 1 gol gören Galatasaray, ligin 16. sırasındaki Kocaelispor'dan 5 gol yedi bugün. Bu skor taktikle açıklanabilir mi? Arzu, istek, ruh, konsantrasyon bugün Galatasaray adına sahada eksik olanlar. Hasan Şaş bugün sahada olsa veya Hakan Şükür gönderilmese enkaz Nonda'nın yerine oynasa böyle olur muydu? Şu anda TV'den seyrediyorum kaptanımız Ümit Karan ikinci yarı oyundan alındıktan sonra maçın bitişini beklemeden evine gitmiş. Böyle kaptan'a, böyle takım..

Bu mağlubiyet ağır, yıkıcı bir mağlubiyettir ve elbetteki her kurumda olduğu gibi Galatasaray'da da bu hezimetin faturası kusurları oranında oldukça radikal bir şekilde ilgililere pay edilmelidir. Faturada aslan payının bu maça takımı hazırlayamayan, oyun içerisinde bir çok taktik yanlışlık yapan, enkaz Nonda ve Meira'ya adeta dokunulmazlık getiren, Mehmet Güven'den medet uman Skibbe'ye çıkarılması yanlış olmaz herhalde. Yazık, çok yazık, Ali Sami Yen'e kalıcı veda senesinde hiç yaşanmaması gereken bir mağlubiyet .

III. Ultraslan Murat Elsaleh Fotoğraf Yarışması

İnanmışlar Ordusu
Cehennemin Dibi

İlk iki senenin birincileri yukarıda, dereceye giren diğer fotoğraflar ise burada ve burada. Bu sene 3.sü düzenlenen bu organizasyonda sizde çektiğiniz Galatasaray ve Sarı-Kırmızı temalı fotoğraflar ile yarışmak istiyorsanız koşullar ve diğer gerekli bilgiler aşağıda. Katılacak olanlara şimdiden başarılar.

1- Her katılımcı bu yarışmaya 1 (bir) adet fotoğraf ile iştirak edecektir.
2- Fotoğraf e-Mail yolu ile
yarisma@ultraslan.com adresine gönderilecektir.
3- Fotoğraflar ultrAslan yetkilileri tarafından ön elemeden geçirilecektir.
4- Finale kalacak olan 10 fotoğraf sitemizde oylamaya sunulacaktır.
5- Oylama 24 Mart 2009 tarihinde başlayacak ve 31 Mart 2009 gecesi sona erecektir.
6- Yarışma sonucu 2 Nisan 2009 günü sitemizde açıklanacaktır.
7- Ödül töreni tarihi ve dereceye giren fotoların sahiplerine verilecek armağanlar daha sonra açıklanacaktır.

19 Şubat 2009 Perşembe

Bordeaux : 0 Galatasaray : 0


Maç öncesi yazımızda belirtmiştik; Bordeaux karşısında 3.defa mağlup olmamak için ihtiyacımız olan tek şey "konsantrasyon" çok fazla bir şey değil diye. Maç bir Avrupa kupası karşılaşması olunca ve belki de daha önemlisi finali İstanbul'da oynanacak bir Avrupa kupası karşılasması olunca gereken konsantrasyon'u sağlamak da zor olmuyor. Dün akşam sahaya çıkan takım kadrosunda da herkesin bu hedefe konsantre olduğu oynanan oyundan açıkca belli oluyordu. Türkiye liginde maç başına 1 golden fazla yiyen takımın UEFA kupasında bugüne kadar oynanan maçlarda sadece Metalist'ten bir gol yemesi de bu konsantrasyonu daha da belirgin ortaya koyuyor sanırım.

Maç öncesi herkesin ortak fikri Hakan Balta'nın oynamacak olmasının Galatasaray adına büyük handikap olduğu şeklindeydi. Herkes tarafından geniş diye ifade edilen Galatasaray kadrosunda bu tarz maçlarda kullanılacak ikinci bir sol bek alternatifi bulunmaması büyük soru işareti. Skibbe'de bu düşüncede olduğu için belki de çok riskli bir karara imza atarak saf 3'lü defansla başladı maça. Eğer bu maç kaybedilseydi şu anda herkes Skibbe'yi bu kararından dolayı eleştriyordu, hatta bu süreç Skibbe'nin ayrılmasına kadar da gidebilirdi. Ama işte eğer titrin Galatasaray Teknik Direktörü ise bu tarz riskli kararlara imza atabilecek direnci de göstermen gerekiyor.

Tekrar oyuna dönelim; Skibbe'nin sisteminde 3'lü defansta kanat oyuncularının top rakipteyken bir bek gibi defansa yardım etmeleri gerektiğinden kanat oyuncularına normalden fazla yük biniyor. Bu yükü dün Barış ve Arda ilk 10 dakikada ki yerleşim sıkıntıları dışında -ki bu tüm takımın sorunuydu- başarıyla yerini getirdi. Dün Bordeaux'un ilk 10 dakika dışında net pozisyon bulamamasında bu ikilinin ve Bordeaux'un dün sürekli göbekten gelmeye çalışmasının rolü büyüktü. Bordeaux'un dün sürekli göbekten gelmesi nedeniyle Tv başında izleyenler dün daha çok Mehmet Topal ve Ayhan'ı seyretti ki bu ikili de sahada basmadık yer bırakmadı.

İkinci yarının başında sakatlanan Baros'un çıkıp Nonda'nın girmesi bir gerçeği belki tekrar yüzümüze vurdu. Baros'un çıkmasıyla oyun hücüm yönünde adeta gece ve gündüz olarak değişti. Kewell ve Lincoln'le oynanan oyun sistemine hiç uymayan "gamsız adam" Nonda sahada her zamanki gibi dolaştı. İkinci yarı ileri uçta Nonda olunca zaten gol mucizelere bağlıydı ve bu şartlar altında 0-0'ı iyi bir sonuç olarak görebiliriz. Ümit Karan'ın şu enkaz Nonda'nın arkasında yedek bekleyecek durumda olması gerçekten başarılması zor bir iş.

Bir paragraf da maçın hakem triosuna açalım. Maç boyunca oldukça hatalı kararlara imza attılar ama buna rağmen Türk hakemlerinde olmayan karar standardına ve futbol oynatma arzusuna sahiptiler. Avrupa arenasında hiç bir hakemimizin doğru dürüst görev alamamasının en büyük nedeni de hakemlerimizin karar standardına ve futbol oynatma arzusuna sahip olmamaları.

0-0 her iki takıma da eşit mesafede duruyor gibi gözükse de daha önce Olimpiyat stadına gelen Bordeaux'un bu sefer Ali Sami Yen'e geleceği unutulmamalı. UEFA kupasında tüm camia olarak gösterilen ekstra konsantrasyon ve Ali Sami Yen atmosferi turu Galatasaray'a yakın kılıyor.

17 Şubat 2009 Salı

Bordeaux - Galatasaray ( Maç Öncesi )


Uefa kupası grup bölümünde deplasmanda Alman Lig lideri olan Hertha Berlin'i ve Portekiz Lig 2.si olan Benfica'yı mağlup etmişiz. Ali Sami Yen'de ise oyun üstünlüğünün lehimize olduğu maçlarda Yunanistan lig lideri Olympiakos'u mağlup ederken, Ukrayna Lig 2.si Metalist Kharkiv'e 3 puan bırakmışız.

Şampiyonlar liginden gelen Bordeaux ise deplasmanda ve evinde Romanya Lig 4.sü Cluj'u mağlup ederken, kendi sahasında Chelsea'den 1 puanı kapmış, dışarıdaki Chelsea ve içeride/dışarıda Roma maçlarından ise mağlubiyetle ayrılmış.

Hem Bordeaux, hem Galatasaray liglerinde şampiyonluk kovalıyor, her ikisi de ligin son 2 haftasında toplam 5 puan bırakmış rakiplere. İki takımda son haftalar açısından Lig'de sıkıntılı günler geçiriyor. Teraziye aldığımız zaman Bordeaux kadro kalitesi ile biraz öne çıksa da klişe tabirle eşleşmeyi denk kuvvetlerin mücadelesi olarak nitelendirmemiz yanlış olmaz. Son 2 senedeki eşleşmelerden galip çıkan taraf Bordeaux olsa da karşılaşmalarda belirgin bir üstünlüğün olmaması denk kuvvet yakıştırmasını biraz daha anlamlı kılıyor sanırım.

Bizim taraftan bakıldığında Hakan Balta'nın eksikliği defans kurgusu adına çok büyük handikap. Volkan Yaman form durumu ile bu handikapı giderebilecek gibi durmuyor. Şu ana kadar hiç denenmeyen, Antalya maçında Volkan sakatlanmasına rağmen şans verilmeyen Alpaslan'ın böyle bir mücadelede sahaya sürülmesini beklememek lazım. Yarın Skibbe'nin sol bekte Mehmet Topal ile başlaması sürpriz olmaz ki, böyle bir tercihte skor üzerinde büyük etkisinin olacağını düşündüğüm Arda'nın performansının %30-%40 oranında azalacağını göz önünde bulundurmak gerek. Defans kurgusunda oluşan eksikliğe rağmen bu sene Avrupa'da çıkarılan başarılı maç performanslarının getirdiği güven ve ekstra UEFA kupası motivasyonu Galatasaray'ın artı yönleri. Basit hatalara fırsat vermez, bulduğumuz fırsatları cömertce harcamadan (bkz. Milan Baros Antalya performansı) değerlendirebilirsek Fransa'dan tur vizesini kapıp dönebiliriz. Bordeaux karşısında 3.defa mağlup olmamak için ihtiyacımız olan tek şey "konsantrasyon" çok fazla bir şey değil.

Denk kuvvetlerin mücadelesi her zaman zevkli ve izlenesi maçlar ortaya çıkarmıştır. Üç ihtimalle de sonuçlanabilecek yarın ki mücadelede de futbol açısından zengin bir gün bizi bekliyor. Umarım gün sonunda bu zenginlikten turu kolaylayacak bir sonuç çıkarır, perşembe sabahı Fotomaç ve türevlerinin Bordeaux şarapları üzerine kurgulayacağı manşetleri keyifle okuruz. Maç sonrası yine burdayız.

Blog 1 Yaşında


1 yıl önce bugün yazmaya başlamışız düşüncelerimiz arşivlerde yerini alsın diye. 1 yol boyunca elimizden geldiğince Kapalı Üst'ün gör dediğini yazmaya çalıştık, Kapali Üst'ten seyrettik, Kapali Üst bakış açısıyla yazıları kaleme aldık. Okuyan, yorumlayan tüm okurlara ve iletişimde olduğumuz tüm blogger'lara verdikleri destekten dolayı teşekkürü borç bilirim.

15 Şubat 2009 Pazar

Bu Kalpler Sana Tutsak


Eskişehirspor gibi taraftarıyla birlikte lige renk katan takımlar, futbolu daha güzel ve izlenir kılıyor. Dün sevgililer günü münasebetiyle güzel bir şov sergilemişler. Bir futbol seyircisi olarak Eskişehirspor'un sahip olduğu taraftar kültürünü hangi ligde oynarsa, oynasın gıptayla izliyorum. Süper Lig'de taraftar kültürüne sahip takımların çoğalması ve Ankarasporların, İBB'lerin, Hacettepelerin olmadığı bir lig dileğiyle postu noktalayalım.

Antalyaspor : 1 Galatasaray : 0


Geçen hafta yaşananlardan sonra yönetim bir şekilde Galatasaray'ın menfaatlerini korumaya çalışırken, taraftar yönetime elinden gelen desteği verirken hafta sonu futbolcudan beklenen de sahaya çıkıp takır, takır futbolunu oynaması ve şampiyonluk yolunda dosta, düşmana her türlü zorluğa rağmen bu yolda inadına yürüdüğümüzü ilan etmeleriydi. Ama daha oyunun ilk dakikalarından itibaren beklentilerimizin sahada karşılık bulamadığını gördük. Sahada tam bir gamsızlar ordusu bitse de gitsek şeklinde futbol oynuyordu. Skibbe'nin en büyük eksikliği de bu noktada ortaya çıkıyor, kırılma maçlarında takımda gereken konsantrasyonu, motivasyonu sağlayamıyor. Yediğimiz gole bakıldığı zaman bu konsantrasyonsuzluk çok net sırıtıyor. Antalyaspor kalecisi Ömer Çatkıç'tan gelen top sadece 2-3 pas ilave edilerek kalabalık defansa rağmen ağlarımızda buluşuyor ki, şampiyonluk yolunda büyük bir takımın böyle bir gol yememesi lazım. Kafalarda maçtan çok, muhtemelen akşama sevgililerle yapılacak kutlama olunca böyle golü de kalenizde görüyor, 2 metreden topu da ağlarla buluşturamıyorsunuz.

Ligin 2. yarısına kupa, lig ve UEFA ile başladık, henüz 3 haftada kupa ve ligi kaybettik. Çarşamba günü de UEFA'da tamam mı, devam mı maçındayız, umarım bu sefer konsantrasyon tam olur ve Nonda ile maça başlamak gibi bir hata yapılmaz.

11 Şubat 2009 Çarşamba

117 Milyon USD


Farkında olmadan son yılların belki de en iyi kadrosu kuruldu sezon başında. Sakatlıklar takımın belini bükmediği zamanlarda, sahada makina düzeninde göze hoş gelen bir futbol sergileyen ve her geçen gün oynadığı futbolun üzerine koyan bir Galatasaray izledik Turkcell Süper Liginin ilk yarısı boyunca. İlk yarının bitimindeki görüntü UEFA kupası, Fortis Türkiye Kupası ve Şampiyonluk yarışında tam gaz yola devam şeklindeydi.

İkinci yarıya zorlu ve yıpratıcı Sivasspor serisi ile başlandı. Buzla kaplı zemin, anti-futbol yetmezmiş gibi hakemlerin sert futbola çanak tutması ve Ümit Karan'a verilen uydurma kart hem şampiyonluk yolunda 3 puana mal oluyor hemde Fortis Türkiye Kupasından elenmemize neden oluyordu. Ümit Karan'a gösterilen kırmızı kartın haksız olduğu görüntülerden net bir şekilde anlaşılmasına rağmen MHK tarafından küfür yalanı uyduruluyor, her zaman esip gürleyen yayıncı kuruluş bu sefer seyirci olarak yaşananları izliyordu. Bu yaşananların ilk perdesiydi, Galatasaray gerektiği şekilde yıpratılmış, taraftarlarının sinirleri gerilmiş ve Fortis kupasına veda edilmişti. İkinci perde ise bu hafta sonu sahnelendi; iki tanesi bir sarı kart etmeyen pozisyonlardan Lincoln'e kırmızı kart çıkarıldı ve şampiyonluk yolunda bir darbe daha bu kez Sami Yen'de seyircisinin gözleri önünde vuruldu. Yaşananlar santimle ölçülen ofsayt hataları veya hakemin gözünden kaçan olaylar değil bilakis göz göre göre yapılan hatalar ve hata olduğu bilinmesine rağmen üst düzeyde himaye gören hareketlerdi.

Elbetteki bu haksızlıklara bir tepki olacaktı, bu tepki de yönetim tarafından hiç geciktirilmeden gerekli makamlara iletildi. Bu dakikadan sonra artık savaş baltaları çıkarılmış, savaşın başladığı resmi siteden açıkca deklare edilmişti. Bütün bu yaşananların tek bir sebebi vardı Galatasaray 3 kulvarda başarıya koşuyor ve Aslantepe daha açılmadan Galatasaray gelirlerini katlamaya devam ediyordu. Bugün divan kurulunda Adnan Polat'ın gerçekleştirdiği konuşmanın satır arasında bu yaşananların nedeni çok daha net anlaşılıyor. Aslantepe'nin Mart ayında başlayacak sadece loca satışlarından 117 Milyon USD gelir bekleniyor ve kamuoyunda herkes biliyor ki bu locaların büyük bölümünün sahibi de belli, yani gelir sadece realize olacak ilgili tarihte. Bu sene Galatasaray'ın önü kesilip, paçasından aşağı çekilemezse bir daha o paçaya yetişmek bile mümkün olmayacak belki de.
Tepkinin sahibi Galatasaray olunca klasik olduğu üzere Galatasaray'a yakışmıyor, nerde kaldı lise kültürü, nerde kaldı fair-play ruhu söylemleri her yerde yine karşımıza çıkmaya devam ediyor. Radyoda, gazetede, internette hatta içimizde. Ama istediğimiz farklı bir şey değil bizde sadece fair-play yani adil oyun, adalet istiyoruz, ne bize ne de bir başkasına farklı muamele istemiyoruz.

Hayatı Dev Bir Gerçekle Çarpışan Kazanır,
Zafer Biraz da Yıkım İster. (T.Fikret)

09 Şubat 2009 Pazartesi

Hat-Trick 2


Cumartesi günü Paf maçında Kayserispor'a karşı yaptığı üçlemenin daha dumanı üzerindeyken bugün de U-18 forması altında Finlandiya ağlarına 3 gol bıraktı Cem Sultan. 2 gün arayla bu performansı göstermesi sakatlık sonrası fizik gücünün de iyi durumda olduğuna işaret. Sessiz ve derinden değil bağıra, bağıra 11'e geliyor. Nonda'nın yerine bir maç 11'de çıksa hiç bir şey kaybetmeyiz, aksine çok şey kazanabiliriz hele ki Nonda ve Karan bu kadar formsuz iken.
Teknik Direktör Şenol Ustaömer yönetimindeki U18 Milli Takımımız, özel maçta Finlandiya'yı 8-2 mağlup etti. Kasımpaşa Stadı'nda oynanan karşılaşmada Milli Takımımızın gollerini 15. dakikada Serdar Gürler, 31 ve 37. dakikalarda Musa Emre Kılınç, 46, 55 ve 58. dakikalarda Cem Sultan, 61. dakikada Furkan Aydın ve 80. dakikada Berk Neziroğulları kaydederken, Finlandiya'nın gollerini 7. dakikada Roope ve 83. dakikada Sotka attı.

Hat-Trick


Galatasaray PAF 5 - Kayserispor PAF 1
PAF Ligi'nin 19. haftasında Galatasaray ile Kayserispor, Florya Metin Oktay Tesisleri’nde karşı karşıya geldi. Galatasaray PAF Takımı, ilk yarısını 3-0 önde tamamladığı karşılaşmadan 5-1 galip ayrıldı.
Galatasaray’ın gollerini 9.dakikada kendi kalesine Ayhan Gürbüz, 30. dakikada Caner Öztel ve 32, 61 ve 90. dakikalarda Cem Sultan attı.

Beylerbeyi 3 – Gebzespor 2
Beylerbeyi, TFF 2. Lig'de bugün Gebzespor ile karşılaştı. 75.Yıl Stadı'nda oynanan karşılaşmada Beylerbeyi, Gebzespor'u 3-2 mağlup etti.
Maça hızlı başlayan Gebzespor 4. ve 23. dakikada bulduğu gollerle ilk yarıyı 2-0 önde kapadı. İkinci yarıda Mustafa Kocabey, Uğur Aydın, Zafer Şakar'ın girmesiyle oyuna ağırlığını koyan Beylerbeyi, Mustafa Kocabey'in attığı 3 golle Gebzespor'u mağlup etti.

08 Şubat 2009 Pazar

8 Şubat 1981 - Bir Futbol Trajedisi Gate 7




Takvimler 8 Şubat 1981'i gösterdiğinde Atina derbisinde Olympiakos - Aek'yi beklenmedik bir skorla 6-0 mağlup ediyor, taraftarını adeta çılgına çeviriyordu. Galibiyeti futbolcularıyla beraber kutlamak isteyen Olympiakos taraftarı hakemin bitiş düdüğüyle çıkışa doğru koşuyor, ama tam olarak açılmayan 7 numaralı çıkış kapısı büyük bir trajediye yol açıyordu. Georgios Karaiskakis stadının dar merdivenlere sahip 7 numaralı çıkış kapısında oluşan izdiham ortalığı tam bir can pazarını çevirirken, onlarca Olympiakos taraftarı yaralanıyor en yaşlısı 40 yaşında, büyük bir bölümü 18'in altında 21 taraftar ise hayatını kaybediyordu.

Bu olayı unutmak istemeyen Olympiakos taraftarı adını Gate 7 olarak değiştirdi ve Karaiskakis'te 21 tane koltuğu her maç boş bırakma kararı aldı. Bugün yine 7 numaralı çıkış kapısının önünde her yıl olduğu gibi anma töreni düzenlendi ve acı kayıplar tekrar hatırlandı. Futbolda böyle anların bir daha yaşanmamasını temenni etmek ve yaşamını kaybedenlere Allah'tan rahmet dilemekten başka bir şey gelmiyor şu anda elden.

Galatasaray : 1 Kayserispor : 1


Bir maç günü için herşey çok güzel başladı. Astoria'nın artık ücretsiz olan otoparkına park stresi yaşamadan rahatlıkla arabamızı park edip haftalık maç tayfası ile buluştuk ve Okko'da lezzetli mezeler eşliğinde rakılarımızı yudumladık. Şubat ayına göre hava oldukça sıcaktı, Lincoln-Baros ikilisinin haftalar sonra tekrar ilk 11'de oynayacak olması maçın bol ve heyecan verici pozisyonlara sahne olacağının garantisiydi gözümüzde, bu düşüncelerle iki duble atıp maç keyfini kazandıktan sonra Sami Yen'in yolunu tuttuk.

Maçın başındaki bana göre anlamsız olan Çarşı protestosunu görmezden gelirsek, oyunun her an içinde olan oyunu takip eden, iyi bir seyirci grubu vardı tribünlerde. Arda'nın güzel pasını alkışlıyor, Lincoln'ün ara paslarıyla coşuyor, takımla beraber atağa kalkarak takımı öne itmeye çalışıyor, güzel futboldan zevk alıyordu bugün tribünler. Ama bu güzellikler maçın içerisinde Selçuk Dereli'nin sahne almasıyla son buldu. Pozisyonlar doğrudur, değildir tartışmak yersiz ama dünkü maçın kalitesini, Turkcell Süper Ligi'nin marka değerini yükselten Lincoln'un bu kadar ucuz kartlarla oyundan atılmasına tepki göstermemek, üzülmemek imkansız. Dünkü maçta Lincoln'ü oyundan atmak için futbolu sevmemek, futboldan anlamamak veya Galatasaray'a antipati duymak geçerli sebepler. Dün akşam gelinen noktanın en büyük sorumlusunun Turkcell Süper Liginin marka değerini yükseltmek için en çok çaba sarfetmesi gereken Lig Tv'nin anlamsız hakem yorumcusu olması da tam gülermisin, ağlarmısın durumu.

Yaklaşık 70 dakika 10 kişi oynanan maçta futbol adına yorum yapmak güç. Fizik ve mental olarak yıpratıcı geçen Sivasspor serisinden sonra, ligin dirençli takımlarından Kayserispor karşısında oyunun büyük bölümünü eksik geçirip, üstün taraf olmak bana göre önemli. Günün düşündürücü kısmı geniş dediğimiz kadroda Hakan Balta'nın sakatlığından sonra bir sol bek bulamayarak Mehmet Topal'ı orda görevlendirmemiz. Volkan Yaman ve Alpaslan Erdem Hakan Balta yokken bile o bölgede forma şansı bulamıyorlarsa kadromuz düşündüğümüz kadar geniş değil demek ki.

Başta yazdığımıza dönelim, güne güzel başladık, güzel bir gün geçirme dileğindeydik, ama başlangıçtaki güzellikler kısa bir süre sonra yerini hakeme yöneltilen ağır küfürlere ve gerginliklere bıraktı. Maç sonrası bize kalan hakedilmesine rağmen kaybedilen 2 puanın üzüntüsü ve dudaklarımızdan dökülen yürüyoruz biz bu yolda, göğüs gerdik zorluklara ve and içtik şampiyonluğa dizeleriydi.

04 Şubat 2009 Çarşamba

Fabian Estoyanoff



İşim gereği Yunanlılarla ilişki içerisindeyim. Yunanlı dostlarımızla bir araya geldiğimizde iş dışında muhabbet ettiğimiz ortak konularımızdan biri doğal olarak futboldur. Yunanistan ligini de elimden geldiğince takip etmeye çalışırım, favori takımım İzmirli Rumların kurduğu Panionios'dur. Panionios'un sezon başında gerçekleştirdiği Recoba transferi Ege'nin karşı yakasında büyük etki yaratmıştı ancak o sıralar belki de Recoba transferinin biraz da gölgesinde kalan Fabian Estoyanoff transferinin değeri ligde haftalar ilerledikçe ortaya çıkmaya başladı. Recoba sakatlıklarla boğuşurken Uruguaylı sağ açık Estoyanoff bu hafta Okan Yılmaz'ın da forma giydiği Gümülcine takımı Panthrakikos ağlarına hat-trick yaparak bıraktığı 3 golle 14. maçında 4. golüne ulaştı ve dikkatleri iyice üzerine çekti.

2004 yılında Valencia'ya transfer olan Estoyanoff , Valencia'da forma şansı bulamazken 3 yıllık sözleşmesi süresince Cadiz, Deportivo ve Real Valladolid'e kiralık olarak gönderildi. 2008'e gelindiinde İspanya'da bir türlü istediği fırsatı bulamayan 31 kez Uruguay Milli takımında forma giyen Estoyanoff kiralık olarak tekrar ülkesinin yolunu tutuyor, Penarol takımı ile 29 maçta 8 gole imza atıyordu. Bu sezon başında biraz da Recoba'nın referansıyla (arkadaşlık etsin diye) serbest transfer olarak geldiği Panionios'ta an itibariyle Panionios'un en dikkat çeken oyuncusu. Yaptığı 6 asist ve attığı 4 golle , Panionios'un kaydettiği 26 golün 10'unda pay sahibi oldu Estoyanoff. Bileklerini gayet iyi kullanıyor, atıyor, attırıyor. CM 01/02'nin sağlam oyuncularındandı, beklediği fırsatı belki de Yunanistan'da buldu. Sezon sonu kendisini ya tekrar La Liga'da ya da Yunan liginde başa oynayan Atina takımlarından birinde göreceğimizi düşünüyorum. Sağ açık ihtiyacı olan Türk takımları için Alanzinho misali değerlendirilmesi gereken bir oyuncu olabilir, izlenmesi gerekiyor.

03 Şubat 2009 Salı

Sivasspor : 1 Galatasaray : 1 (4-2 Pen.)


Maç öncesi sakat ve cezalı oyuncuların sayısı toplam 14. Elde kalanlar Skibbe'ye çok fazla hareket alanı tanımıyordu doğal olarak. Maça çok iyi başlamamıza rağmen erken golü bulmamız Sivas'ta bulunmaz nimetti, Arda ekmeğini taştan çıkararak skoru lehimize çevirdi. Artık 0-0 Sivasspor'a yaramıyordu ki, 35 metreden gelen topu kalemizde gördük.

Oyunun geri kalanında onca eksiğe, bozuk zemine rağmen oyun anlayışımızdan taviz vermeden belirlenen sistem içerisinde bir şeyler yapmak istedik fakat Arda, Kewell, Lincoln, Baros dörtlüsünden sadece birinin sahada olması hücüm gücümüzü beklediğimden fazla etkiledi bugün sahada. Ümit Karan'dan ekstra bir performans bekliyordum Sivasspor'la oynanan lig maçında yaşananlardan sonra. Mücadele etti ama o kadar, daha fazlası yoktu sahada Ümit Karan adına. Yedeği Yaser olunca Nonda'da o ruhsuz hali ile sahada yer buldu kendine. Ben mi fazla taktım bu adama bilmiyorum ama bugün sahadaki 22 futbolcu arasında mücadele etmeyen tek futbolcuydu.

14 eksikle zor zeminde, sert rakip karşısında sonuna kadar mücadele eden ve penaltılarla turu kaybeden takıma teşekkür etmemek büyük haksızlık olur. Sonuna kadar mücadele etti takım bugün, penaltılarla kaybedilmesi işin trajik kısmı oldu. Sivasspor'u da Galatasaray karşısında turu geçtikleri için tebrik ediyor, kupanın geri kalanında başarı diliyorum. Kupayı bugünden itibaren unuttuk, üzüntümüz Barış'ın da sakatlar kervanına eklenmesi. Cumartesi Kayserispor karşısında galip gelerek kara bulutları dağıtır, sakatların iyileşmesi için gereken zamanı kazanarız umarım.

Ümit Karan


Yarın METİN gibi Oyna,
Ruhunu Koy Ortaya,
Yenilmekten Sakın Korkma
Aslan Gibi Çık Sahaya,

02 Şubat 2009 Pazartesi

İyi ki Doğdun Metin Oktay


Metin Oktay; vefatından 17 yıl sonra bile taraftarlar arasında doğum günü kutlanan, Türk sporunda ve Galatasaray camiasında kattığı değerlerle ölümsüzleşen büyük insan, büyük futbolcu, adam gibi adam. Peki nedir Metin Oktay'ı farklı kılan; onu da aşağıda yer verdiğim Atatürk'ün sözlerinde arayalım. Her an arkasındaki Galatasaray taraftarını ve Galatasaray'ın şerefini düşündü, kendisine sevenlere asla ihanet etmedi. İyi ki doğdun taçsız kral Metin Oktay.

‘‘... Spor yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka ve kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim’’ M. Kemal Atatürk

01 Şubat 2009 Pazar

2009 Uefa Kupası Final Bileti


Kredi kartının dönem içi hareketlerini kontrol ettim, Biletix provizyonu çekmiş. Bu demektir ki finali yerinden, canlı seyretmek için ilk etapta bileti kaptık. Bütün sene desteklediğimiz, peşinde olduğumuz renkleri finalde de yalnız bırakmıyacağız inşallah. Kadir Topbaş'da metrobüsü bitiriyor, finale hep beraber Metrobüs'le gideriz:).

Tolunay'ın Fendi, Bülent'i Yendi


Üst üste gelen Galatasaray maçlarında kasaplık hünerlerini sergileyen Sivasspor'un hocası Bülent Uygun; Kayserispor karşısında kendi anladığı dilden bir takım bulup, taktik dehası (!!) sökmeyince çılgına dönmüş. Benden kendisine bir tavsiye: Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma. Tolunay hoca'ya da herkese anlayacağı dilden hitap ettiği için burdan bir alkış benden.

Futbolcuların iyi işler yapmaya çalıştığını belirten Uygun, şöyle konuştu: "Ancak hakemimiz 15 tane faul yapan Cangele’ye sarı kart göstermezken, oyuna girer girmez topu çalmak isterken faul yapan Balili’ye sarı kart gösterdi. Bu ne lahana bu ne turşu. Hadi bundan vazgeçtim, adamın ayağını kıracak şekilde tabanla giren futbolcuya, kardeşim koşarken göster kırmızı kartını. Niye benim futbolcum, 3 dakika sonra sana ’Sarı kart göstermeyecekmisin?’ diyor. Sen bunları çözebileceksin, o avantajı çözebileceksin, sen bunları okuyacaksın ki belki UEFA’da final yönetirsin. Şiş yansın kebap yanmasın, Adana kebabı yandı. Adanalılar futbol izleyemedi. Böyle şey mi olur?" Uygun, oyundan atılan oyuncusunu alnından öpen Kayserispor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas’ı da eleştirerek, "Tebrik ediyorum seni Tolunay hoca" ifadesini kullandı

KAYSERİSPOR TEKNİK DİREKTÖRÜ KAFKAS
Sivasspor Teknik Direktörü Bülent Uygun’un futbolcusunu öpmesiyle ilgili kendisi hakkında yorumda bulunduğunu hatırlatan Kafkas, şöyle konuştu: "Benim adetim pek kameralar karşısında birilerine bir şey söylemek değil, yüzüne söylemek. O bizim kim olduğumuzu çok iyi bilir. Oyuncuyu öpmem ona destek vermem amacıylaydı. Yoksa kimseyi yaralasın sakatlasın diye öpmedik. Genç oyuncudur destek verelim morali bozulmasın diye. Tekrar söylüyorum bunun da altını çizerek söylüyorum ona söyleyin, biz kameraların karşısında değil yüz yüze söyleriz, hiç de çekinmeyiz." Kafkas, basın toplantısından ayrılırken de, "Aranızda Sivaslı varsa ona söylesin" diyerek toplantı salonundan ayrıldı.

Denizlispor: 0 Galatasaray : 2


Zorlu ve yıpratıcı geçen Sivasspor maçlarından sonra jöle kıvamındaki Denizlispor Galatasaray için bulunmaz fırsattı. Golü de erken bulmamız sayesinde rahat ve oyunun genelinde sıkıcı bir maç geçirdik. Dün belki kötü oynamış gibi görünsek de erken gelen gol ve rakibin çok fazla zorlamaması bizi bu görüntüye iten temel faktördü. Ruhsuz Nonda'nın jeneriklik golü ve topun Arda'nın ayağında olduğu zamanlar dün akşamı güzel ve heyacanlı kılan dakikalardı. Sivas serisi arasında bir nevi rejenarasyon idmanı oldu, Salı günü turlar döneriz Sivastan.