
Bir ülkemiz klasiğidir, top ayağına yakışan adamı bitirmek.. Transfer döneminde sürekli yıldız oyuncu 10 numara istenir, transfer edilip bir iki maç çıktıktan sonra ise gelenektir artık ülkemizde koşmuyor, takım savunmasını etkiliyor naraları atıp yerine bir kazmayı takıma monte etme çalışmaları.. Kimler geçmedi ki bu değirmenden; yeri geldi dünyanın gelmiş, geçmiş en iyi 50 oyuncusundan biri olan Hagi tartışıldı, yeri geldi ligimizde tüm istatistikleri alt üst etmiş Alex medyamızda.. Oyuncunun karakteri, iş ahlakı zayıfsa Lincoln gibi; basına verdiği malzemelerle birlikte ezilip, gidiyor, kayboluyor bu baskı altında.. Ya da teknik direktörün birine bilet kesmesi gerekiyordur başarısızlık anlarında.. İlk bilet kendilerine verilir Felipe örneğindeki gibi.. Karakteri, iş ahlakı sağlam olup, karizmayı da beraberinde taşıyanlar ise sahada cevap verir bu eleştrilere sahada oynadıkları futbolla, 30 metreden 90'a taktıklarıyla.. Alex gibi, Hagi gibi bilet kesmeyi aklından bile geçiremezsin..
Roberto Carlos, geçen sene bir demecinde Türkiye'de futbol fazlasıyla prese dayalı, oyunu bozmaya yönelik oynanıyor diye ifade etmişti futbol mentalitemizi.. Avrupada 5 yediğimiz, 8 yediğimiz günlerden bize kalan en kötü mirastır bu düşünce, ligimizdeki güç dengeleri arasında uçurum olması da anadolu futbolunun da bu futbol fikrine sıkı, sıkı sarılmalarını sağlamıştır yıllarca. Oynamak değil, oynatmamak arada da bir kaç gol sıkıştırılabiliyorsa ne ala..
Plan oynama değil, oynatmama üzerine kurulunca kilit rollerden biri de hakemlere düşüyor. Malum seyirci stada gol görmeye, futbol izlemeye gidiyor, doğal olarak da hakemin futbol oynayanı kollamasını, bu doğrultuda adalet dağıtmasını umuyor. Görüntü ise tam tersi istikamette, bu kazma futbolunun en büyük temsilcisi Erman Toroğlu yönlendirmeleriyle ligimizde oynanan oyun her geçen gün daha da sertleşiyor. Seyirci olarak bu sert futbolu biz de öyle kanıksadık ki geçen hafta oynanan Diyarbakırspor-Galatasaray futbol mücadelesindeki Diyarbakırspor tarafından tekme göstererek topa dalmalar, sert müdahaleler futbolun doğal akışındaki hareketler olarak algılanmaya başladı..
İşte bu ortamda 10 numara olmak futbolu, fiziğiyle değil aklıyla oynamak veya bu görüntüye adapte olmak kolay olmuyor.. Hele bir de Brezilya orijinliysen, bu futbol fikrine tamamen ters bir yerde alt yapı eğitimini almışsan süreç daha da uzuyor doğal olarak.. Kendisinden çok şey beklediğimiz, transfer olduğu dönemde çok sevindiğimiz Elano Blumer tam bu süreçte.. Sezon başındaki fiziki yetersizlik yavaş, yavaş kayboldu, psikolojik, mental olarak da hazırlandığı zaman 4-3-3'ün orta üçlüsünün her yerinde oynayabilecek bir oyuncu bana göre.. Fenerbahçe maçındaki kötü görüntüsü ise formsuz olduğundan değil, Barossuz olduğundan.. Tek ihtiyacı zaman, yeter ki top sektirdiği için Lincoln'ü kurban etmeye çalışanlara Elano'yu armağan etmeyelim.. Daha fazla uzatmayayım Elano için son sözü efsane başkan Faruk Süren'e bırakıp noktalayalım..
Lincoln milli takımda yokken Elano milli takımda. Elano iyi bir oyuncu ama bir Hagi değil. Çok iyi yetenekleri var, adrese paslar atıyor ama Nonda onun zekasını anlamıyorsa Elano ne yapsın? O zaman Elano hata yapmış oluyor.
1 yorum:
Elano seni selamladı bu aksam müthis bir asist.. Sevgiler Hakan K.
Yorum Gönder