
Manisa maçı postunu noktalarken haftaya oldum olası sevmediğim cuma maçında kritik bir mücadale diye noktalamıştım, belki de bu geceyi düşünürek. Cuma maçlarından hep çekinmişimdir, hep bir tedirgin seyretmişimdir, nedenini bilmiyorum, bugüne kadar cuma oynadığımız maçlardaki galibiyet yüzdemizi de bilmiyorum ama cuma oynamak istemiyorum hele bu cuma bayramın 1. günüyse bu isteksizliğim daha da tavan yapıyor. Futbol fedarasyonun bayram günü maç oynatma şevkini eskiden beri biliyoruz ama en azından Bayramın 1. günü maç oynanmasına izin verilmemeli, hatta 2. günü de. Bayram günleri bizde özeldir; bayram sabahları ailelerin çoluk, çocuk hep beraber toplanması, bayram sevincinin hep beraber yaşanması, su börekleri, yaprak sarmalar, ev yapımı baklavalar, bir bardak demli çay.. Bu bizi, biz yapan bir gelenek.. Futbolcusuda yaşamalı, taraftarı da, yöneticisi de yaşamalı bu geleneği, en azından bayramın 1. ve 2. günü, yaşanmalı bu güzellikler.. Bu hafta özelinde 3 ve 4. günlerde maçlar toparlanabilirdi, pazar ve pazartesi 4 maç..
Yukarıda bayram ve cuma günlerinden bahsederek girdik yazıya ama Galatasaray'ın bugünkü mağlubiyetinin nedeni ne bayramdı, ne cumaydı. Son haftaların en sıkıcı, tatsız, tutsuz kör döğüşü şeklinde geçen maçını seyrettik her iki takım adına da. Bu görüntü Bursaspor için sürpriz değildi, kontratağa dayalı, gol ümidini kontrataklara ve duran toplara bağlamış, orta sahada sert Bursaspor görüntüsünü bu maçta da devam ettirdiler. Maçın sırrı da biraz bu sertlikte. Orta sahada Ergiç, Krita ve Ozan İpek'in her ikili mücadalede tekme gösteren, ısıran futbolu bu ligin uzak ara en light takımı Galatasaray'ı yıldırmakta zorlanmadı. Galatasaray orta sahasında savaşan, mücadaleci özellikli dediğimiz Barış, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp üçlüsünün top kullanmaktaki yeteneksizliklerine bugün basiretsizliklerini, mücadalesizliklerini de eklemeleri Galatasaray'ı pozisyonsuz bir takım görüntüsüne büründürdü. Orta sahada bu tarz üç oyuncuyla oynamaya başladığımızdan beri Bülent Korkmaz futbolundan esintiler sergilemeye başladık; sene başındaki bol pozisyonlu 3 golün üzeri ortalamalı görüntüden sonra, 1-0, 1-1, 0-1 gibi skorlara abone Galatasaray'ı seyretmek beni bir futbolsever olarak ziyadesiyle üzüyor.
Son haftalarda yaşanan düşüş pek çok şekilde açıklanabilir.. Sezonu erken açmak, oyun sisteminde yaşanan değişiklikler, bireysel bazda oyuncuların form grafiğindeki düşüşler bu görüntüye etkendir. Ancak ana etken Baros'suzluktur. Baros tam anlamıyla iyileşip dönene kadar da, bu görüntüye alışmamız lazım. Geçen sene de benzer bir periyot yaşamıştık, şimdi de aynı süreçten geçiyoruz. Alternatifi Nonda'nın bugün neden 11'de başlamadığını bile oyuna girdiği 30 dakika içerisinde anlayabiliyoruz. Maalesef form grafiği dip durumda, bitmiş okeye dönüyor. Bu yüzden de Rijkaard-Neeskens ikilisi de Nonda'sız arayışlar içine girmiş durumda.
Son 2-3 haftadır bitmiş okeye dönen bir diğer futbolcu da Hakan Balta. Yıllardır istikrar abidesi, en kötü 10 üzerinden 6'lık futbol sergiler dediğimiz Hakan Balta'nın 4'lere, 3 lere düşmesi inanılır gibi değil. Önünde kim oynarsa oynasın defansif anlamda ben bu kadar kötü bir Hakan Balta periyodu daha önce izlemedim. Maalesef onun da yedeği şu kadroda sağ ayaklı Uğur Uçar gözüküyor, belki de bu alternatifsizlik onu bu hale getirdi..
Gökhan Zan'ın iki hafta üst üste maç bittikten sonra aldığı anlamsız sarı kartlar bu maç adına konuşulması gereken başka bir ayrıntıdır. Manisa maçı bir anlık sinirdi hata yaptı farzedelim, ki maç sonu kendisi de basın toplantısında çıkıp özür dilemiş, bu haftaki ne? Yine sinir sonucu yapılan hata mı? İki hatayı üst üste yapıyorsan bunun bir cezası olmalı, bu kadar ucuz sarı kart alınmamalı..
Bosna Milli maçında Fatih Terim atıldıktan sonra ne yapacağını bilemeyen birbirlerine bakan Müfit, Oğuz, Metin üçlüsünü, Kalli'nin hastalık döneminde kenarda Ahmet Akçan'ın çaresizliğini, yetersizliğini gördükten sonra Rijkaard'ın yokluğunda kenarda takıma hakim görüntüdeki, kulübeyi dolduran Neeskens'i görmek benim için bu gecenin tek güzel olayıdır, züğürt tesellisidir. Arda'nın maç sonu bahsettiği gibi artık kaybetme lüksümüz kalmadı. Umarım perşembe Pana karşısında liderliği ve morali bulur bu moralle devrenin sonuna kadar kayıpsız gideriz. Mutlu huzurlu, sağlıklı nice bayramlara ulaşmak dileğimle burda noktayı koyalım.
1 yorum:
hakan baltayı hiçbir zaman beğenmedim.hep yetersizdi.inşallah devre arasında gönderirler.
Yorum Gönder