
* Dünya üzerinde tüm maçları kazanan yoktur ve bu takımda elbet bir gün kaybedecekti klişesiyle başlayalım. Mevcut kadrodaki yıldızların varlığı, teknik heyetin kalitesi ve ard arda alınan çarpıcı sonuçlar iyiden iyiye bizi 34'de34 rüyasına sokmuştu. Dün tribündeki görüntü de bunu gayet açık bir şekilde ortaya koydu. Ama bu efsane olabilecek kadroda elbetteki bir gün puan kaybedecek. Gönül ister 34'de34 ama baştaki klişeye dönersek çok da yaşanan bir olay değil istatistiklere göre. Puan kaybının sertlik ve oyun olarak geçen senenin Sivasspor'unu hatırlatan bu senenin namağlup takımı Eskişehirspor'a olmaması çok da yadırganmamalı kanımca.
* Dün puan kaybeden ama sene başından beri ilk defa pozisyon vermeyen, geçtiğimiz maçlara oranla ise daha az pozisyona giren bir Galatasaray seyrettik. Bu görüntüde Eskişehirspor'un top yapmak yerine geçen seneki Sivasspor misali Galatasaray'a ters gelen uzun toplarla kendi alanında kapanarak sert oyunu tercih etmesi etkili oldu. Bu tarz oynayan ve Eskişehirspor kalitesinde oyunculara sahip olan takımlara karşı zorlanacağımız kesin ama buna karşın dün ikinci yarının hemen başında Keita ile ikinci gole ulaşsak maçın farka gitmesi kaçınılmaz olacaktı.
* Galatasaray'da vurgulanması gereken nokta Mustafa Sarp ve Mehmet Topal ikilisinin yaratıcılık, dripling ve tempo açısından sınırlı olmasının hücüm gücünü oldukça olumsuz etkilediğidir. Bu ikili bu yönleriyle Ayhan'ın oldukça gerisinde kalıyor ve Ayhan'ın tamamen dönmesiyle beraber ikisinden birine yedek klubesindeki Recaro koltuklar göz kırpıyor.
* Orta sahadaki yaratıcılık zaafiyetine savunması nispeten daha kolay Harry Kewell ve ters kanatta hücüm gücü nerdeyse hiç olmayan Uğur Uçar'dan oluşan sol kanatın eklenmesi Galatasaray'ı tamamen Sabri-Keita kanadına mecbur etti. Panathinaikos maçında 1-0 önde iken oyuna giren Uğur Uçar'ın kendini belli etmeyen hücum zaafiyeti, başabaş giden Eskişehirspor maçında kendini ziyadesiyle ortaya koydu.
* Taraftara da bir parantez açalım bu noktada; önce yukarıdaki fotoğrafa dönelim, müthiş duygulandıran bir kareografi.. Oldukça başarılı, biraz daha fazla karton kullanılsa veya kartonları kaldıran arkadaşlar daha sıkışık durabilse aradaki seyreklikler de kapanacak sonuç çok daha mükemmel olacak. Eski Açık ve UltrAslan kareografi denilince bir numara olduğunu dün bir kez daha ispat etti. Bu tribünün güzel yüzüydü dün akşam için. Bana göre çirkin yüzü ise 60.dakikadan sonra benim de içinde bulunduğum kapalı üst'ün bir bölümünde kendini gösterdi. 6da6 başarısından sonra ilk defa başabaş giden, erken koparılmayan bir maçta oyunculara gösterilen tahammülsüzlük, aşağılama bu sene için önümüzde duran en büyük tehdit. Değilse sadece başarı aşığı, işler iyi giderken takımı destekleyen, biraz sarpa sarınca kendi oyuncusuna hakarete başlayan bir güruhla, sarp tepeleri aşmak kolay olmayacak bu maratonda. Biraz dikkat etmek lazım. Noktalarken Alpaslan Abi'yi bir kez daha saygıyla anmayı borç bilirim.
0 yorum:
Yorum Gönder