31 Mart 2008 Pazartesi

Fenerbahçe-Chelsea ( Maç Öncesi )


Maça tam 48 saat kaldı.. Bu zamana kadar medyamızda maçla ilgili baya şeyler karalandı, herkes bişey söyledi, iddiaya girenler, bikini giyerim, kellemi keserim diyenler var. Bizde nacizane görüşlerimizi sıralayalım..

Öncelikle bugünün Fenerbahçesinin, 2000 yılının Galatasaray'ı gibi Avrupa'nın her takımını yenebilecek güçte ve kalitede olduğuna inanıyorum. Maç öncesi Fenerbahçe'nin en büyük avantajı sezon öncesi koyulan hedeften daha öteye gitmeleri..Sevilla maçı sonrasında da yazmıştık bundan sonra Fenerbahçe taraftarı Chelsea'ye elensede, 10'da yese üzülmez, Fenerbahçeli futbolcular bu düşüncenin verdiği rahatlıkla sahaya çıkacaklar , bu Fenerbahçe için büyük bir artı..Diğer artılar ise Fenerbahçe'nin Chelsea'ye oranla çok daha fazla başarıya aç ve maça konsantre olması..

Rakip Chelsea'ye baktığımız zaman yıldızlar topluluğu olmalarının ötesinde bu sene oynadıkları 8 şampiyonlar ligi maçında hiç yenilmediklerini ve sadece 2 gol yediklerini görüyoruz. Fenerbahçe bu sefer hakikaten çok iyi kapanan, çok çabuk hücüm eden ve bundan önce oynadığı tüm rakiplere oranla daha tehlikeli silahlara sahip bir takımla karşı karşıya..

Bu noktada Fenerbahçe'nin Sevilla ile İstanbul'da oynadığı 2 .tur ilk maçına dönmek gerektiğini düşünüyorum. Fenerbahçe'nin elde ettiği zafer nedeniyle bu maç Türk basını tarafından yeterince analiz edilmedi, halbuki bu maçta Fenerbahçe Sevilla'ya oldukça boş alan bıraktı ve oynama fırsatı verdi.. Çarşamba günü Fenerbahçe, Sevilla benzeri bir taktikle sahaya çıkacak Chealse'ye ( muhtemelen tek forvet Drogba arkasında Kalou ) aynı şekilde boş alan bırakıp, oynama fırsatı verirse sonuç kabus olabilir. Fenerbahçe için Çarşamba günü öncelik gol yememek ve Chelsea'ye top kullandırmamak olmalıdır. 0-0 İstanbul'da oldukça iyi bir sonuç ve rövanş için sürdürülecek umuttur, bir de gol gelirse üstüne kaymak olur..

30 Mart 2008 Pazar

Umutlar Tükeniyor!


Geçen sene de seyircisiz bir maçta bırakılmıştı şampiyonluk ümitleri.. Bülent Korkmaz'ın Kayseri Erciyessporu 3 puanı almıştı Galatasaray'ın elinden..Yine sessiz bir maç, yine benzer bir görüntü ve ümitleri tükenen Galatasaray taraftarı.. Bir nevi kaderi oldu bu manzara Galatasaray taraftarının..

Haftalardır geliyorum diyen puan kaybı, seyircisinin olmamasını da fırsat bilerek Antep maçında yakaladı Galatasaray'ı..Halbuki maç öncesi Galatasaray taraftarı, takımlarını Florya'dan konvoylarla alarak, coşkulu bir şekilde bu maçın önemini takıma hatırlatmıştı. Ancak sahada oynayan futbolcularda bu ruhtan zerre eser yoktu..Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda bu kadar önemli bir maçta kötü oynamasını belki bir şekilde kabul edebilirim ama, bu kadar ruhsuz ve mücadeleden uzak olmalarını pek kabul edemiyorum.

Kenarda yine Feldkamp ilginç olaylara imza attı, ön liberoda denemediği tek Servet kalmıştı onu da bu maçta denedi..Galatasaray'ın şampiyonluk yolundaki bu önemli maçında oyunu Servet kuruyor, ileride de Hakan Şükür ruhsuz bir şekilde gol atmayı bekliyor. İlk 10 dakikada taraftarların korkuyla aklına gelen sonuç, maç sonunda skor tabelasında beliriyor..

Bundan sonra Galatasaray'ın şampiyonluk yarışında havlu attığını düşünüyorum, hatta bir Galatasaray klasiğidir, şampiyonluk gidince, şampiyonlar ligi de hayal olur..Acil toparlanma gerçekleşmezse, 32. haftada oynanacak Fenerbahçe maçında yine taraftara protesto yolu gözüküyor..

El Turco Nihat




Real Sociedad'da ulaşamadığı şampiyonluğu bu sene Villareal'de kovalıyor Nihat..Dün Atletico Madrid karşısında 2 gol atarak La Liga'da ki gol sayısını 14'e çıkardı..Hakikaten gurur duymak lazım, zorlu ispanya liginde bir Türk futbolcusu takır takır oynayıp, takımını şampiyonluğa sürüklüyor.

Bir Eksildi!!


Bu sene 4 takımın kovaladığı şampiyonluk mücadelesinden ilk kopan, iki hafta öncesinin lig lideri Beşiktaş oldu. Aslında Beşiktaş'ın ligi buraya kadar getirmesi bile mucizeydi. Baki, Gökhan Zan, İbrahim Üzülmez ve İbrahim Toraman'dan oluşan bir defans dörtlüsüne sahip takımın dünkü maçı da kazanmasını beklemiyordum ( fenerinde kaybedeceğini ), ancak seyirci desteğiyle bir puan alabileceğini düşünüyordum, maç öncesi yazımda da belirtmiştim..

Dün Çarşı gününde olmayınca, kenarda da hükümet yanlısı olmasının verdiği avantajla teknik direktörlüğe getirilen Ertuğrul Sağlam ve pavyon fedaisi görünümlü menejer Sinan Engin olunca sonuç Fenerbahçe lehine oldu. Beşiktaş'ın oluşturduğu bu kenar organizasyonla şampiyon olması ve bu işi sonuna kadar götürmesi zaten efsane olurdu. Beşiktaş haftaya UEFA kupasına katılma yolunda final maçına çıkacak Sivasspor karşısında..Negatif sonuçta Ertuğrul ve Sinan Engin'in durumu ne olur, Yıldırım Demirören Intertoto kupasında onlarla devam eder mi yoluna bilinmez..

Şampiyonluk düğümü ise 32. haftada Ali Sami Yen'de çözülecek, final niteliğinde bir maç olacak..Yukarıda yazdığımız dezavantaj Galatasaray için de geçerli 75 yaşındaki hocası ve Galatasaray'a yakışmayan menejeriyle şampiyonluk Galatasaray için de mucize gibi.. Ancak kadro kalitesi Beşiktaş'a göre çok üstün Galatasaray'ın, taraftarı da böyle mucizelere alışık ve bunu sağlayabilecek güçte..32. haftaya kadar heyecanla bir bir haftaları sayacaz gibi duruyor..

29 Mart 2008 Cumartesi

Beşiktaş-Fenerbahçe ( Maç Öncesi )


Her zaman saygı duyduğum Beşiktaş seyircisinin, takımlarının bu maçı kaybetmesine izin vereceğini sanmıyorum..Verdikleri destekle yine takımları için büyük bir itici güç olacaklardır..Maç öncesi Beşiktaş için en büyük dezavantaj Ertuğrul Sağlam.Beşiktaş start düdüğüyle maçı koparamazsa Ertuğrul Sağlam'ın oyuna herhangi bir müdahalesinin olabileceğini düşünmüyorum..

Fenerbahçe cephesine dönersek, bu sene kupa yarı finalinde kaybettikleri Galatasaray maçı dahil, hiçbir derby maçında kötü oyun sergilemediler, muhtemelen yine Zico klasik düzende, klasik dizilişle oyuna başlayacak..Tek fark, Deivid'in olmaması nedeniyle yerine oynayacak olan Colin Kazım'ın daha fazla kanatta oynaması olacaktır..Fenerbahçe bu maçı kaybetmemek için sahaya çıkacak ve muhtemelen de kaybetmeyecektir..

Sonuç olarak derbyden çıkacak sonuç büyük ihtimalle Galatasaray'a yarayacak.. Akşam evlerinde televizyon başında rahat bir şekilde güzel bir derbi seyreden Galatasaraylıların her üç sonuçta da üzeleceğini sanmıyorum ama bana göre maç en fazla sevinecekleri sonuç olan beraberlikle noktalanacak..

Sarı Top


Süper Lig'de kar altında oynanan maçlarda çok mevzusu olmuştu bu sarı topun. Bazı yorumcularımız bu sarı top hikayesinin sadece Türkiye'de olacağını başka ülkelerde olmayacağını savunmuştu..Bu hafta içerisinde kar altında oynanan, FIFA gözetimindeki bir uluslararası maçta ( Estonya-Kanada) sarı top yine sahnelerdeydi.

Şampiyonlar Ligi 2010 Finali

Santiago Bernabeu
2005 CL Finali Olimpiyat Stadı
Çile Çeken UltrAslanlar

UEFA 2010 yılı şampiyonlar ligi finalinin Santiago Bernabeu'da oynanacağını açıkladı..Yukarıdaki resimlere bakınca 2005 yılında bu büyük organizasyonun finalini Türkiye'ye hem de Olimpiyat Stadına getirmek gerçekten çok büyük işmiş..Her ne kadar Galatasaray taraftarı Olimpiyat Stadında çok çile çekse de finaldeki atmosfer gerçekten güzeldi, bir daha tekrarı ne zaman gerçekleşir bilinmez..

26 Mart 2008 Çarşamba

2.Gol ve Adnan Polat


Malum Galatasaray'ın fikstür avantajı 2-3 haftadır medyada yoğun olarak konuşulmaya başladı..Galatasaray'ın bu avantajının bir şekilde ortadan kaldırılması lazımdı, düşünüldü, taşınıldı, gereken formül bulundu..Eski Fenerbahçe menajeri, yeni tv yorumcusu, köşe yazarı, temsilciler kurulu başkanı ( bu son üçü aynı anda ) Kemal Dinçer'in elemanları gereken raporlamayı yaptı ve Galatasaray'a bir maç seyircisiz oynama cezası verildi.. Gerekçe ise kısa bir süre önce Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kırmızı kartı gördükten sonra sahada deli danalar gibi sağa sola saldıran Luganoyu farkedemeyen gözlemcilerin Ankaraspor deplasmanında küfür eden Galatasaray seyircisi saptaması.



Konya deplasmanında yaşanan erteleme rezaletinden sonra Adnan Polat yaptığı açıklamada bu yeni federasyonun bize attığı ilk gol demişti, o tarih itibariyle 2. Başkandı kendisi..Bu da Federasyonun attığı 2. gol , hem de bu sefer 35 Metreden..Adnan Polat ise artık Galatasaray Başkanı, pazar günü Ali Sami Yen'i hınca hınç doldurmak kendisinin ilk önemli icraatı olacaktır.

25 Mart 2008 Salı

Servet Kafayı Şampiyonluğa Taktı!


Son haftalara giriyoruz, yazılacak çok fazla bir şey yok, başlık herşeyi anlatıyor..

22 Mart 2008 Cumartesi

Geçmiş Olsun!


Milli takım'ın Beyaz Rusya ile yapacağı özel maçın kadrosu açıklandı, bir nevi Euro 2008 kadrosu için ilk sinyaller Fatih Terim tarafından kamuoyuna gönderildi..Fatih Terim'in kadroya kimi aldığından çok, kimleri almadığına bakmak lazım. Türk futbolu'nun tartışmasız en formda iki forveti Ümit Karan ve Semih Şentürk kadroda yok. Galatasaray'da gösterdiği performansla Kamerun Milli takımının kaptanı Song'u aratmayan Emre Güngör de çağrılmayanlardan, buna karşın Sabri, Tümer, Hakan Balta, Gökhan Ünal gibi prensler yine kadroda.

Fatih Terim'de UEFA kupasından sonra ciddi bir sabit fikirlilik oluştu, bazı inatlarından kurtulmadıkça başarı çok zor görünüyor. Milli takım'ın başına Fatih Terim dışında kimi getirirseniz, getirin son 3 ayda oynanan maçları seyrettikten sonra Ümit Karan ve Semih Şentürk'ü direkt olarak kadroya alır..Fatih Terim'in 2.Galatasaray seferinden Ümit Karan'a alerjisi var bunu biliyoruz ama Semih Şentürk'i neden çizdi bunu henüz bilmiyoruz.

Böyle kişisel hesaplarla milli takım yönetilmez, yardımcılarını şakşakçı Müfit, Metin ve Oğuz'dan oluşturduğu için karşı gelecek kimse de yok..Euro 2008'de başarı tesadüflere kalmıştır şimdiden geçmiş olsun..

Kongre!!


Blog da ara tam zamanında bitti, Galatasaray da kongre şu satırları yazarken halen devam ediyor. Adnan Polat Başkan diyebiliriz, diğer aday Plastik Nazım'da tepki oylarını alacağa benziyor. Nazım Durak için bu kongre iyi bir reklam fırsatı olarak görüldü ve gereken şekilde değerlendirildi.

Gelelim Adnan Polat'ın listesine ve projelerine..Yiğit Şardan'ın listeye alınması taraftar arasında heyecan yarattı, taraftarın en güvendiği isimlerin başında geliyor Yiğit Şardan, özellikle 2 yıl önce Özhan Canaydın'a karşı 132 oyla kaybettiği seçimden sonra kendisine olan sevgi daha da arttı. Galatasaray'da yöneticilik yapabilecek en vizyonlu kişilerden biri olarak Adnan Polat'ın listesine büyük değer katıyor. Diğer öne çıkan isimler Seyrantepe projesinde büyük pay sahibi olan Işın Çelebi, Basketbol takımında büyük başarılara imza atan Ahmet Dedehayır, ve Mümtaz Tahincioğlu. Son ana kadar yönetimde yer alacağı söylenen taraftarın sevgilisi Abdurrahim Albayrak ise duyaneler tarafından veto edildi, akil adamlar minibüs şöförü ile aynı çatı altında olmaya tahammül edemiyor..Bu noktada kafamda soru işaretleri doğuyor, başkan adayı kendi çalışacağı kişleri kendisi seçemiyor, yine belirli kişiler belirli yerlere duayenler tarafından monte edildi, camia da birlik sağlamanın yolu bu mudur, birlik sağlanacak mı, hiç sanmıyorum.

Projelere gelince, yeni bir şey yok nasıl yapılacağı belirli olmayan bir çok laf, her şey dönüp dolaşıp Seyrantepeye getiriliyor..Tek korkum Seyrantepe'de bir olimpiyat stadı faciası yaşanması, önlemleri şimdiden alınır umarım.. Son olarak seçilecek başkan Galatasaray Camiasına hayırlı olsun!!

Ara Bitti


Uzunca bir aradan sonra tekrar sizlerleyim, iş yogunluğu nedeniyle biraz fazla uzattık bu sefer blog takipçileri kusura bakmasın..Söz verdiğimiz üzere yazılarımıza Gençlerbirliği-Galatasaray kupa yarı finali ile başlayalım..

Aslında bu maçın yazılacak hiç bir yanı yok, stad berbat oyun ondan da berbat..Galatasaray'ın sıkıcı oyun serisi bu maçta tavan yaptı sanırım, 55 YTL'ye aldığım bilete hiçbir futbol maçında bu kadar yanmamıştım, yandı paralar diyebilirim..Galatasaray adına sahada ne futbol vardı ne de mücadale, kenarda da tercüman olunca sonuç 1-0 Gençlerbirliği lehine oldu.
Maç adına çok fazla bir şey yazmak istemiyorum ama kale arkasındaki Galatasaray seyirci topluluğuna bir parantez açmalıyım. Pazar günü Ankara maçında çok iyi desteklemişlerdi takımlarını, Çarşamba da bunun bir devamı oldu sayıca çok az olmalarına rağmen bir an olsun susmadılar, bu seyirciye hakkaten yazık oldu çarşamba günü..

Bu arada Kalli Denizli maçında da yok, Lincoln yine sakat, taraftarın umudu her geçen dün daha azalıyor, tamam mı diyeceğiz devam mı Pazar akşamı göreceğiz.

16 Mart 2008 Pazar

Abbas Yolcu


3-4 saat sonra yine Ankara'ya doğru uçuşa geçiyorum, bir hafta süresince Ankara'da olacağım. Blog da güncellemelerde aksaklıklar yaşanabilir ancak Gençlerbirliği-Galatasaray kupa yarı finali yerinden bildirilecek blog takipçilerine duyurulur.

3 Puan > Kötü Futbol


Dün akşam Galatasaray bu sezonun en kötü futbolunu sergiledi, doğru düzgün hiç bir şey yapamadı..Sahada yine herşeylerini ortaya koyan Servet, Emre, Mehmet Topal vardı, son iki haftadır kalesinde golü unutan %100'ün ötesinde topları çıkaran Aykut'u ve golcü Ümit Karan'ı da unutmamak lazım..Bu saydığım beşlinin gayretiyle 3 puan geldi ama sezon sonuna kadar gayret yeter mi, izleyip göreceğiz..

Dün maçın 60'dan sonrası yine benim için eziyet oldu, özellikle son 10 dakika Galatasaray'ın büyük takımdan puan alan Anadolu takımına bürünmesi, tüm hatlarıyla defansa çekilmesi, birbiri ardına savunmacı oyuncuları sahaya sürmesi ziyadesiyle beni derinden yaraladı..Sezon sonuna kadar bu şekil işkencelere alışacaz sanırım. Dün güzel olan tek şey Aykut'un yaptığı kurtarışlardan sonra kaleyi tamamen deli'den devralmasıdır..Bu deli'nin Galatasaray'da ne işi var onu da bir türlü çözemiyorum ya..

Sonuç olarak Galatasaray yine çok kötü oynarak 3 puanı aldı, geçen hafta da yazdık içinde girdiğimiz dönemde 3 puan varsa oyun iyi, kötü çok önemli değil. Galatasaray'da belirgin bir fikstür avantajı da mevcut kalan tek zorlu deplasman Sivas deplasmanı, 2 hafta üst üste içeride oynuyor, rakiplerinin bu 2 haftada kaybedeceği olası puanlar Galatasaray'a ilerisi için kredi verebilir ama unutulmaması gereken Galatasaray Kasımpaşa'ya evinde 3 puan verdi, aynı ciddiyetsizlikle çıkılırsa Denizli ve Antep maçları da kabus olabilir.

Taratara da bir parantez açarak kapatalım son yıllarda Ankara da 3 büyükler arasında gördüğüm en iyi seyirci topluluğu dün akşam Aşas Yenikent stadındaki UltrAslanlardı, Galatasaray'a deplasman psikozunu yaşatmadılar. (ama futbolcular kafa olarak deplasmandaydı stada 50.000 bağıran adam toplasan yine nafile )

15 Mart 2008 Cumartesi

Tercüman Ahmet ve İki Soru


Almanya'ya torununu görmeye giden Kalli, bacağında sivilce çıkıp dönemeyince takım tercüman Ahmet'e kaldı.. Şampiyonluk yolunda en önemli deplasmanlarından birine çıkılıyor bugün, çarşamba günü de kupa yarı finalinin ilk ayağı, böyle zor bir dönemde takım Tercüman Ahmet'e emanet, belki de sezon sonuna kadar..

Çok büyük bir şirket düşünelim mesela Turkcell, başına 75 yaşında ejnebi bir genel müdür getiriyorsunuz ama altına genel müdüre bir hal olduğunda şirket yönetimi devralacak kapasitede Genel Müdür Yardımcıları istihdam etmiyorsunuz.. Genel Müdür 4 ay sonra hastalanıp ülkesine kaçıyor ve koskoca şirketin yönetimi yabancı dil bilgisi ileri seviyede olan sekretere kalıyor..Siz bir yatırımcı olsanız bu şirkete yatırım yaparmısınız?

Takımı en önemli süreçte tercümana bırakan yönetim şimdi 5 yıllık kombine satmaya hazırlanıyormuş, şu tabloya bakıp 5 yıllık kombineye para bağlarmısınız?


Cevabı yorumlara bırakıyorum..

13 Mart 2008 Perşembe

Gönüllerdeki Teknik Heyet!


"Ben başkan olsam, Mourinho’yu sezon sonu getirip, yanına da Bülent Korkmaz’ı yardımcı olarak koyarım.. Kalli’yi de altyapının başına getiririm” F. Süren

12 Mart 2008 Çarşamba

Lise Duvarları



Bugün ofisimden Galatasaray Lisesine baktım uzun uzun, malum kongre öncesi son aylık divan kurulu toplantısı vardı, tüm ağır toplar lisedeydi kongre öncesi..Muhtemelen listedeki son rötuşlar tamamlanıyor, duayenler tarafından şunu al, bunu alma diye Adnan Polat'a direktifler veriliyor.. Son gelişmeler neticesinde 23 mart sabahı göreve gelecek yönetim seçilmişler formatından çıkıp atanmışlar formatına büründü. Galatasaray'ın şu anda içinde bulunduğu durumun en büyük müsebbihi liseci akil adamlar ( veya duayenler ) yine başrolde, manşetlerde..

2000'li yıllara kadar Galatasaray'ı diğer klüplerden ayıran ve onu çağın ilerisinde tutan Galatasaray Lisesi, her geçen gün daha fazla hissettiğimiz futbol endüstriyelleşmesinin ve büyüyen futbol ekonomisinin neticesinde Galatasaray Spor klubünün sırtında gittikçe büyüyen bir yük oldu. Fenerbahçeli Mehmet Demirkol Galatasaray Spor Klübüne rahatlıkla üye olabilirken, Galatasaraylı çok değerli iş adamları klubün kapısından bile geçemiyor.. Günümüzde sportif başarı, ekonomik büyüme ile doğru orantılı, Galatasaray Spor Klübünün lise duvarlarını aşma zamanı geldi de geçiyor.




Kongreye dönersek Adnanlar teke düştü, Adnan Öztürk başkan adaylığından çekildiğini açıkladı şu andaki görüntüde birleşme şeklinde bir çekilme değil bu.. CEO'luğunu yaptığı şirketlerin yanında Galatasaray ve Fenerbahçe'yi mikro işletme olarak nitelendirebileceğimiz Adnan Öztürk'ün yönetimde yer alması Adnan Polat için büyük bir kazanç olacaktır, umarım ilerleyen günlerde birlik sağlanır.

11 Mart 2008 Salı

Etme Bulma Dünyası


18 Ocak 2008


Vestel Manisaspor Futbol Şube Sorumlusu Semih Vardarer, teknik direktör Yılmaz Vural ile sezon sonuna kadar anlaştıklarını söyledi.Takıma ilk antrenmanını yaptıran Yılmaz Vural, 40 puana ulaşmayı hedeflediklerini bildirdi.


Yılmaz Vural ise yaptığı açıklamada, geçen sezon 39 puan alan takımın düştüğünü, bu sezon da en az 40 puan toplamaları gerektiğini söyledi. Sezonun ikinci yarısında oynayacakları 16 maçı, 4'er maçlık dilimler halinde değerlendirdiklerini belirten Vural, şöyle konuştu:''Manisaspor, ligde bulunduğu konumdan bir an önce uzaklaşmalıdır. Bu takımın başına şanssızlık geldi. Arzumuz bu kötü gidişi durdurmak. Seyirciyi de futbolun güzelliğine çekip stada getirmeliyiz. Onları yeniden heyecanlandırmak için geldik.


11 Mart 2008


Vestel Manisaspor yönetimi, ligin 19. haftasında Giray Bulak'ın yerine büyük umutlarla göreve getirdiği teknik direktör Yılmaz Vural'la da yollarını ayırdı. Yedi hafta önce Vestel Manisapor'da göreve başlayan Vural'ın görevine, geçen hafta deplasmanda 4-1 kaybedilen Fenerbahçe karşılaşmasından sonra son verildi. Yedi haftade sadece 5 puan toplayabilen takımda başarısızlığın faturası Vural'a kesilmiş oldu. Yılmaz Vural'a bu sürpriz kararın, Sakarya'dayken Kulüp Başkanı Kenan Yaralı tarafından iletildiği öğrenildi.


2 ay bile olmamış daha, bir perşembe akşamı Lig Tv'de Yılmaz Vural'ın yorumculuğunu yaptığı "Santraya Doğru" programını seyrediyorum, Yılmaz Vural Vestel Manisaspor Teknik Direktörü Giray Bulak ile haftasonu oynanacak maç hakkında konuşuyor..Sabah oluyor tarih 18 Ocak Cuma arabama biniyorum saat 9 civarı her zaman dinlediğim Lig Radyo'yu açıyorum, Yılmaz Vural'ın Vestel Manisasporla anlaştığı haberini dinliyorum..Sürekli olarak Türk Antrenörlere sahip çıkılmadığını belirten Yılmaz Vural, bir Türk Antrönerle akşam yorumculuğunu yaptığı kanalda konuşup sabah onun yerine klupte işbaşı yapabiliyor..Bugün 11 Mart 2008.. Yılmaz Vural da kovuldu, yerine başka birisi gelecek o da muhtemelen sene sonunda Manisayı küme düşürerek kovulacak..


Bu zamana kadar ününü, sene ortasında aldığı klüplere çıkış yaptırmasıyla kazanan Yılmaz Vural, Vestel Manisaya 7 maçta sadece 5 puan kazandırabildi..Kovulmasıydı büyük olasılıkla iki sene üst üste iki farklı takımı küme düşüren hoca ünvanıyla da nam salacaktı..Şimdi sormak lazım Yılmaz Vural'a "sana kim sahip çıksın?".


09 Mart 2008 Pazar

Galatasaray 2 - Kayserispor 0


Sıkıcı maçlarına bir yenisini daha ekledi Galatasaray..Özellikle 2. yarıyı televizyonda zar zor izleyebildim, seyirci de sahada oynanan sıkıcı oyuna ayak uydurunca bir türlü konsantremi sağlayamadım ekran karşısında. Buna karşın dün Galatasaraylı oyuncular iyi oynamasalar da, mücadele azimlerinin üst noktada olduğunu gösterdiler, özellikle Servet ve Mehmet Topal gösterdikleri mücade ile tribünlerdeki ratinglerini her geçen gün daha da yükseltiyorlar.


Perdeyi açan gol 2-3 haftaya kadar kendine klüp bul denilen Sabri'den geldi, istenmeyen çocuk Sabri gol sevincini Kral Hakan Şükür'ü kucaklayarak yaşadı..Kralın yedek kaldığı maçlarda genellikle golü atan futbolcular Kral'a koşuyor, bu da Kral'ın takımdaki gücünü yeterince ortaya koyuyor..Dün maça çıkarken yedek kalmaktan duyduğu sıkıntı yüzünden çok net okunuyordu, maçta Nonda'nın performansını gördükten sonra kim olsa o yüz ifadesiyle çıkardı sahaya diye düşünüyorum. Bu sene Galatasaray şampiyon olacaksa Hakan Şükür'ün takım üzerindeki gücü çok etkili olacak, Euro 2008 aşkına daha bir farklı oynayan Kral'ı saha içerisinde de kullanmak gerek, Nonda aşısı tutmadı..Ümit Karan'da bu takımın değişmez forveti olduğunu dün bir kez daha gösterdi attığı golle, bakalım imparator Fatih Terim Euro 2008 kadrosunda yer verecek mi kendisine, yoksa yine ne oynadığını bir türlü anlayamadığım Gökhan Ünal'ı mı dahil edecek..


Dün futbol açısından iç açıcı bir görüntü yoktu sahada, ama artık öyle bir döneme girildi ki oynanan oyundan çok alınacak 3 puan önemli..Maç öncesinde yazdığımız gibi bu maç kırılma maçı olabilirdi ama korkulan olmadı altın değerinde 3 puan geldi.


08 Mart 2008 Cumartesi

Bolu Akın Lokantası ( Ankara )


Malum bir haftadır Ankaradaydık, gurbette değişik yerlerde yemek yeme fırsatı bulduk, keşfettiğim bir lezzet durağını sizlerle paylaşmak istedim. Mekan Ankara Etlik'te eski garaj olarak anılan Beypazarı, Haymana, Nallıhan, Polatlı minibüslerinin kalktığı yerde..

Her köşe başında açılan kebapçı, lahmanculardan bıkıp lezzetli, özenli sulu yemek istiyorsanız 1958'den beri hizmet veren bu lokanta tam size göre..Salaş görünümlü ama çok lezzetli yemeklere sahip, ününü kuzu haşlamayla duyurmuş, kuzu kızartma ve ankara tava'da diğer spesiyalleri. Mekan her kesimden müşteri çekiyor, Haymanaya gitmek için minibüs bekleyen çiftçiyi de, Milletvekilini de, son derece şık giyimli Banka müdürünü de Bolu Akın Lokantasında görmek mümkün..Ankaraya yolunuz düşerse mutlaka bir öğle yemeğini burda yemenizi tavsiye ediyorum.

Galatasaray-Kayserispor ( Maç Öncesi )


Geçen hafta Beşiktaş için Galatasaray maçı tamam mı devam mı niteliğindeydi, bu hafta da Galatasaray için Kayserispor maçı aynı nitelikte.

Son iki hafta da 6 puan kaybedilmiş, ezeli rakip şampiyonlar liginde çeyrek finale çıkarak taraftarı aşırı hassas duruma getirmiş, bunun yanında kongre ayak oyunları da taraftarı iyiden iyi germiş durumda..Bu şartlar altında, Kayserispor karşısında alınacak bir mağlubiyet veya beraberlik durumunda, kaybedilen sadece üç puan olmaz. Umarım Feldkamp'da bunun bilincindedir..

Adnanlardan Biri - 2


Dün renkler seçildi+Canaydın aday olmayacağını tekrar açıkladı..Adnan Öztürk Gri, Adnan Polat kırmızı renkle seçime katılıyor, adını ilk defa duyduğum 3 aday daha var.. Şu ana kadar sürpriz bir şey yok Canaydın'ın geri dönmeyeceğini, Adnanlardan birinin başkan olacağını daha önce yazmıştık. Bu sefer kongrede ilginç olan şey bu tabloyla kongreye gidilirse tam bir liseci, tribün mücadelesi yaşanacak.


Gönül ister ki bu mücadele yaşanmadan kongre öncesi Adnan Öztürk ve Adnan Polat birlikteliği gerçekleşse.. Bu sene Feldkamp inadı nedeniyle oldukça puan kaybetse de Adnan Polat benim adayım aynı zamanda tribünlerin gönlündeki başkanında Adnan Polat olduğunu düşünüyorum ancak iyi bir yönetim hazırlaması ve yamağı Adnan Sezgin'i klüpten uzaklaştırması şart.


Daha henüz başkan adaylarının projeleri kamuoyuna sunulmadı listelerde belli değil, önümüzdeki hafta daha proje bazlı konuşuyor olacağız muhtemelen..

05 Mart 2008 Çarşamba

Maçın Adamı


Her Brezilyalı'nın rüyasıdır İspanya ligi..Brezilya'ya yakın, konuşulan dil benzer, yaşam benzer..Elbette ki Deivid de Souza bu maçta yapmalıydı tavanını..Dün yine şampiyonlar liginde nasıl oynanılır gösterdi diğer maçlarda olduğu gibi, seneye büyük rüyasına İspanya ligine -Fenerbahçe'ye hatırı sayılır bir para kazandırarak- kavuşacak muhtemelen..

Endülüs Zaferi


Avrupanın 1 numaralı kupası şampiyonlar liginde, üstelik deplasmanda, 2 kez 2 farklı mağlup duruma düşüyorsun buna rağmen maça ortak olup Avrupanın en iyi 8 takımı arasına ismini yazdırıyorsun. Dün gece hakkaten çok büyük iş yaptı Fenerbahçe, ilk 10 dakika sonrasında bu iş bitti diyen fenerliler ve fenerli dostlarına 5 olurmu diye telefon açan Galatasaraylılar çoğunluktaydı, ama 2-0'dan sonra krize girmeyen aksine Sevillaya sahanın her yerinde basan ve oyunu rakip sahaya yığmaya çalışan bir Fenerbahçe takımı izledik.. Burda da herhalde aslan payını stajyer zicoya vermek lazım, kolay değildir böyle dakikalarda takımı canlı tutmak, konsantre etmek, maça ortak etmek, daha da ileri gidip turu geçmek..

Bu noktada Türk basının çuvallamasınıda bir parantez açalım..Maçtan önce bol bol sevilla 30 metrede oynuyor, tam bir makina düzeninde, kanatlardan navas, capel bindiriyor, ilk 15 dakikayı gol yemeden gecmek lazım, İspanya futbolunun kalitesi ortada gibi masallar dinledik. Demek ki neymiş bütün bunlar palavraymış..Sahaya çıkıp rakibe önde basınca ne 30 metre kalıyor ne de diego capel..Dün bir Uğur Boral'a baktım, bir de Diego Capel'e, sonra da Türk basının her iki futbolcu icinde yazdıklarını şöyle bir aklımdan geçirdim, dedim ya hakkaten palavra..

Fenerbahçe için tarihinin en büyük başarısı bu galibiyet, Aziz Yıldırım'da söyledi biz bu sene hedefimize ulaştık diye, bundan sonra elense de, 10 da yese gam yemez Fener taraftarı..Hakkaten çok büyük bir iş başarıldı, İspanya, İtalya, İngiltere ve Almanya Big 4'unun arasına ikinci kez bir türk takımının adı yazıldı. Yarı finalde ne olur izleyip göreceğiz..

Aziz Yıldırım'dan laf açılmışken dün uyumadan önce son olarak Aziz Yıldırım'ı dinledim, daha bu zaferin başlangıç olduğunu, ekonomik olarak klübün büyümesinin devam ettiğini, 1 milyon üye projesiyle bu büyümenin tavan yapıp daha ileriye gidileceğini söylüyordu..Sabah uyandım, gazeteleri açtım Hıncal Uluç'un yazısını okudum, Galatasaray'da kongre kulislerinden bahsediyordu liseciler şunu destekliyor liseli olmayanlar bunu destekliyor vesaire vesaire.. Bir tarafta bir milyon üye projeli Fenerbahçe, bir tarafta 20 milyon taraftarıyla 3000 kişilik bir liseye sıkışmış bir camia..Bir tarafta Avrupanın sıra takımlarına elenen, 5 yiyen 2000 yılının UEFA şampiyonu, diğer tarafta aradaki farkı her gün daha da fazla açan şampiyonlar ligi çeyrek finalisti Fenerbahçe..Gün oldu devran döndü, 2004 yılında Malatya'da kaldığım Altın Kayısı Otelde görev yapan piyanist şantörün her akşam söylediği parçadaki gibi "ağlamamak elde değil"..

04 Mart 2008 Salı

Dibe Vurmuşsan Ya Da Hala Düşüyorsan!


Ankara'dan sevgiler. Nihayet bir boşluk bulup blog'u güncelleme fırsatı buldum. Bu blog'da yazmaya başladığımdan beri Galatasaray'da görülen düşüşün Beşiktaş maçında da devam ettiğine pazar günü şahit olduk. Pazar günü Kasımpaşa maçından sonra Beşiktaş maçını da nerdeyse pozisyona giremeden kapayan bir Galatasaray seyrettik.


Karl Heinz Feldkamp pazar günü Lincoln'ün yerine, oynadığı maçlarda ne oynadığını bir türlü anlayamadığım Hakan Balta'lı orta saha ile oyuna başladı. İlginçtir bu Hakan Balta Fatih Terim tarafından da milli takıma alınırken sol kanadın asıl sahibi Volkan Yaman milli takımda düşünülmemektedir. Hakan Balta geldiği günden beri Galatasaray'da hangi maçta dişe dokunur bir futbol sergiledi ve hangi performansıyla milli takıma yükseldi o da ayrı incelenmesi gereken bir yazı konusudur.


Tekrar maça dönersek Galatasaray'ın maça çift ön libero Barusso-Mehmet Topal ikilisiyle başlaması gerektiğini, bu şekilde Barış Özbek'in daha hücüm ağırlıklı oynayacağını ilk 30 dakikada muhtemel BJK baskısı kırıldıktan sonra maçın Galatasaray'ın kontrolünde geçeceğini maç öncesi belirtmiştik. Ancak Feldkamp'ın tercihi 4-3-1-2 sistemiyle Hakan Baltalı düzenle sahaya çıkmak şeklinde oldu. Hakan Balta'nın maçta oynadığını farketmem ise oyundan alınmadan 2 dakika önce kaleye vurduğu şut sayesinde oldu. Dün şuna bir kez daha kanaat getirdim ki Feldkamp'ın oyuna başladığı ilk 11 maçı kotaramazsa, Feldkamp'ın oyuna müdahale yeteneği sıfır. Fenerbahçe maçında olduğu gibi, Beşiktaş maçında da gol adeta bağıra, bağıra geldi, bu dakikadan sonra Feldkamp'ın oyuna müdahalesi ise santrafor, gol kralı adayı Nonda'yı Hakan Balta'nın yerine ön liberoya çekmek şeklinde oldu.


Sonuç olarak Galatasaray hiç de iyi oynamayan bir Beşiktaş karşısında 3 puan ve liderliği bıraktı, bundan sonra Kalli bu kafayla giderse Galatasaray için işler daha da zor, önümüzdeki hafta Kayseri karşısında kaybedilecek puan ( 3 haftada 9 veya 7 puan kaybedilmiş olacak totalde ) Ali Sami Yen'i yangın yerine çevirebilir, Galatasaray dibe vurdu mu yoksa hala düşüyor mu bu hafta izleyip göreceğiz.


Yazının başında belirttiğimiz, blogdaki yazılarımızın başlangıç tarihi ile, Galatasaray'ın futbol olarak düşüşü arasındaki parallelliğe gelirsek... Bu paralleliği sağ bek mevkinde görev yapan Uğur Uçar'ın dizinin kırılması ile blogdaki yazılarımızın başlangıcının aynı tarihe rastgelmesi ile açıklayabiliriz. Uğur Uçar'ın dizinin kırılmasından sonra Barış Özbek daha fazla defansa yardımcı bir rolde görev yapıyor, bu durum da alıştığımız sağ kanat Galatasaray akınlarını sekteye uğratıyor, bu hafta solda da Hakan Balta olunca nihayetinde pozisyonsuz bir Galatasaray ortaya çıkıyor.


02 Mart 2008 Pazar

Kesinti


İş nedeniyle bir kaç saat sonra Ankaraya doğru yola çıkıyorum. Bir hafta boyunca blog da Bulgaristandaki link hatlarından kaynaklı kısmi kesintiler görülebilir şimdiden affola.

Beşiktaş-Galatasaray ( Maç Öncesi )


Beşiktaş bugün tamam mı devam mı niteliğinde bir derby maçına çıkıyor. Galatasaray ise çarşamba günü elde ettiği kupa zaferinden sonra daha rahat, Fenerbahçe'nin Ankara'da puan kaybetmesinden sonra eli daha da güçlendi beraberlik Galatasaray için kabul edilebilir bir sonuç olarak yorumlanabilir.


Çarşamba günü Cüneyt Çakır'ın anlamsız kartları neticesinde Kalli bugün mecburen Ümit-Hakan-Lincoln üçlüsünü aynı anda sahaya sürme sevdasından vazgeçecek, bu Galatasaray açısından olumlu bir gelişme ancak Kalli'nin Lincoln'ün yerine kimi oynatacağı da merak konusu. Kalli'nin bu akşam Lincoln'ün yerine -Ayhan ve Serkan'ın da sakatlıkları nedeniyle- Barussoyla başlayacağını düşünüyorum, tabi Kalli bu herkesi şaşırtıp Carruscayla bile oyuna başlaması muhtemel. Eğer Barussoyla başlarsa Barış Özbek'i daha hücüm ağırlıklı izleyeceğizdir bu da Galatasaray için başka bir artı.


Derby'ye stres altında çıkacak olan Beşiktaş için ise final niteliğinde bir maç, oyuna çok baskılı başlayacakları bir gerçek ancak bu baskı ve seyirci avantajıyla beraber erken bir gol bulamazlarsa işleri çok zor. Gol bulamadıkları her dakika Galatasaray'ın kontrolü altına girecek oyun da Kalli bir sürpriz yapmazsa Galatasaray burdan istediği skoru alır.

01 Mart 2008 Cumartesi

Rüzgar Farklı Yönden Esiyor!



Galatasaray'da dün akil adamlar toplandı. Kaos doğurması muhtemel kongreyi Özhan Canaydın altında birleşme ve güçlü yönetim formulü ile çözmeyi planlıyorlar. Dün televizyonda izlediğim Özhan Canaydın da büyüklerinin ısrarını kıramayarak geri döneceğe benziyor. Yönetime kimler girecek şimdiden bilemem ama Özhan Canaydın ve Faruk Süren'i yanyana görmek beni biraz heyecanlandırdı.

Ibrahimoviç Manciniyi Tuş Etti

Parma karşısında zaferi getiren golu atan İbrahimoviç'in elinden Mancini ucuz kurtulmuşa benziyor.