24 Şubat 2010 Çarşamba

Şirket Birleşmesi ve 70 Milyon USD Kredi


Ne Elano Blumer, ne Lucas Neill, ne de Frank Rijkaard, bana göre bu senenin en önemli anlaşması, imzası dün atılan 70 Milyon USD'lik kredi için atılan imzadır. Borçlanmanın nesi güzel diye düşünüyor olabilirsiniz, bu parada çarçur edilir borç rakamı arttığı ile kalır diye düşünceler de kafanızı kurcalıyor olabilir, öncelikle bu kredi ne için alındı, Galatasaray'a ne gibi bir faydası olacak ve neden en önemli anlaşma hep beraber irdeleyelim.

Biraz geriye gidelim önce, Faruk Süren dönemine; sportif olarak en büyük başarıları yaşadığımız döneme.. Bu dönemin ekonomik olarak en önemli icraatı Galatasaray Spor Klubü gelirlerinin yeni kurulan Galatasaray Sportif A.Ş altında toplanması ve bu şirketin halka arzıydı. Yani klubün gelirleri bir şirket altında toplanarak, İstanbul Menkul Kıymetler borsasına kote ediliyordu, ayrıca yeni kurulan şirkete dünya devlerinden AIG gelirlerimizi arttırma ve yurtdışındaki tecrübelerinden faydalanmak üzere stratejik ortak olarak seçilmişti. O zamanki ekonomik darboğazımızda bütün bu yazdıklarım kulağa hoş geliyordu, halka arzdan klüp kasasına sıcak para girecek, oldukça deneyimli stratejik ortak AIG sayesinde klubün gelirleri artacak, borçlanma maliyeti düşecek, Galatasaray Spor Klubü'de artan gelirle ve düşen borçlanma maliyeti ile daha büyük sportif hedeflere koşabilecekti. Ancak işler beklendiği gibi gitmedi, önce AIG ile yaşanan hisse krizi, kurtarıcı Ünal Aysal'ın hisseleri kurtarması, akabinde hisselerin piyasaya sürülmesi ve sonunda gelinen bugünkü nokta.. En basit anlatımıyla bugün İMKB'de halka açık olan ve sadece klübün gelirlerinin toplandığı Sportif A.Ş'nin, %37.5'i yatırımcıların elinde, ve her sene kazandığımız gelirin %37'5'ı giderlere hiç bulaşmadan bu güruha direkt olarak gidiyor, Adnan Polat'ın dün ifade ettiği üzere 20-30 Milyon USD arasında değişen bir rakam bu. Alınacak olan kredinin en büyük kazançlarından biri bu çarpık yapının düzeltilmesi olacak.

Diğer bir husus ise bu birleşmeyi Mart 2010'a kadar çözememiz durumunda elimizi, kolumuzu bağlayacak SPK mevzuatı. SPK tarafından belirlenen "Faaliyet konusu sportif faaliyetler ve söz konusu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin yönetilmesi olan halka açık ortaklıkların" uyması gereken kriterler doğrultusunca 2010 yılından itibaren "İlişkili taraflara kullandırılacak fonların toplan tutarı, bir önceki hesap karından söz konusu ilişkili tarafların tamamına dağıtılmasına karar verilen kar payının %50'sini aşamaz". Sadeleştirmiş ifadeyle; bir önceki dağıttığımız temettü'nün %50'sinden fazlasını ilgili taraf olarak yani Galatasaray Spor Külübü olarak kullanamayacağımızı, gelirlerimizi topladığımız Sportif A.Ş'nin kaynaklarımızdan kısıtlı oranda yararlanabileceğimiz anlamına geliyor. Son yıllarda dağıtılan temettü miktarlarına baktığımız zaman kullanabileceğimiz miktarın klüp çarklarını döndürmekte bir hayli yetersiz kalacağı aşikar. Bu birleşmeyi sağlayabilirsek, kapımızda bekleyen bu tehlikeyi de bertaraf etmiş olacağız.

Tabiki bu kredinin bir maliyeti de olacak. Dünkü yapılan basın toplantısında bu maliyet konusuna değinilmedi ancak mesleki tecrübem doğrultusunda, sendikaskon kredisine katkı sağlayan kurumlara baktığım zaman maliyetleri genellikle çok da düşük olmayan finansal kurumların iştirak ettiğini görüyorum. Muhtemelen Libor+5-7 arasında bir faiz oranıyla bu kaynak klübümüze kazandırıldı. Risk primimizin yüksekliği nedeni ile de aslında Denizbank-Halkbank ölçeğinde çok da yüksek olmayan 70 Milyon USD'ın daha fazla banka arasında paylaşıldığını düşünüyorum. Kredinin 1.5 yıllık ödemesiz periyodu, Aslantepe gelirlerinin konsorsiyum liderinde(Denizbank) temlik edilerek depo edileceği ve kredi geri ödemelerinde bu kaynağın kullanılacağı ihtimalini aklıma getirdi. Eğer şartlar tahmin ettiğim gibiyse Galatasaray Spor Klubü bu borcu sportif bütçesinde daralmaya gitmeden, GS Bonus, Bilyoner gibi ilave yeni kaynaklarla rahatlıkla yönetibilecek pozisyonda.

Özetle, bu kredi anlaşması ile gelirleri ve gideri tek çatı altında toplayan daha sağlıklı bir yapıda yeni bir şirketimiz olacak, spor klübünün fonlanmasında SPK mevzuatı doğrultusunca zorlandığımız adımlardan kurtulmuş olacağız ve likidite yönetimimizde muhtemel krizi bertaraf etmiş olacağız. Hayırlı olsun..

Not: Uzun zamandır, kendimi nadasa bırakmıştım, biraz dinlenme periyodu verdim kendime. Blogun 2. yılına girdiği bugünlerde tekrar aktif olarak yazmaya başlıyorum, okuyan, takip eden, yolu düşen herkese teşekkürler.

23 Ocak 2010 Cumartesi

GS Bilyoner.com İddaa Tahminleri 23/24 Ocak


Kupon 1 Kupon 2

Zor bir hafta.. Kupon yapmak için www.gsbilyoner.com

Gönüllerdeki Sağlık Heyeti


Baros'un sakatlığının uzaması sonucu elzem hale gelen forvet transferinin Jo Alves gibi bir isimle doldurulmasına sevinen Galatasaray taraftarının sevinci kursağında kaldı. Baros sakatlığı sonrası gelen Jo transferi, sabah gazetelerde Jo haberleri ile birlikte Gençlerbirliğine transfer olan Alparslan ve Serkan Çalık'ın Galatasaray sağlık heyeti hakkındaki demeçleri, akşama Kewell'ın sakatlık haberi.. İnsanın kadere bak, şanssızlık veya kaderin cilvesi diyesi geliyor ama Uğur Uçar, Emre Güngör, Serkan Çalık, Tobias Linderoth, Aydın Yılmaz, Milan Baros gibi yanlış tedavi kurbanları göz önüne geldiğinde "kader diyemezsin sen kendin ettin" bize en uyan şarkı.. Bu gidişle marttaki kongreyi "Gönüllerdeki Sağlık Heyeti" vaadiyle giden açık ara kazanır..

16 Ocak 2010 Cumartesi

twitter.com/kapaliust


Baktık herkeste bir furya gidiyor, eksik kalmadık. Ulaşmak için twitter.com/kapaliust

Lucas Neil Galatasaray'da


Çocukluğumu defans hattına yapılacak Aldair ve Belodedici transferlerini bekleyerek geçirmiş biri olarak, Kewell'in gelmesiyle beraber bir nevi Aldair, Belodedici tarzı temcit pilavı gibi ısıtılan Lucas Neill'in transferinin sonuçlanmasından ziyadesiyle memnunum. Popescu mudur, Bülent Korkmaz mıdır bilmiyorum ama ilk yarıda 21 gol yiyen, defansında istikrarı yakalayamayan Galatasaray için, ilaçtır, nokta transferdir.

Yayın İhalesi


Yayın ihalesi Türkiye açısından rekor bir sona sahne oldu. 4 işlemi bilen ve mevcut piyasayı, aboneyi gözden geçiren birisi bu parayı çıkarmanın zor olduğunu hemen kavrar. Bugün Digiturk Genel Müdürü'de Haberturk'e 1.5 Milyon aboneyi ulaştığımız zaman yayın ihalesinde başabaş noktasına ulaşmış oluruz diye açıklama yapmış. Konunun uzmanı olarak o da çok iyi biliyor ki, Türkiye'de futbola olan talep gayet elastik. Mevcutla devam ederek, yayın ihalesinde oluşan astronomik rakamı tüketicilere yansıtmaya çalışmak sadece sigara yasağından sonra pazarları küçülen kahvehane, birahane piyasasına yarar. Yapmaya çalışacakları futbol pazarını büyültmeye çalışmak olacak; ihale sonrası verilen demeçler de hep bu yönde.. Verilen 321 Milyon USD'den sonra (vergileri saymıyorum o kısım Turkcell'e lig isim hakkı olarak ihale edilecektir.) Türk Futbol piyasası, mantalitesi kökünden değişecektir. İlk adım yabancı sınırlamasının kaldırılması ile karşımıza çıkacak gibi duruyor.. Ligi ilk 6'da bitiren bir klubün 35-45 Milyon USD arası bir naklen yayın gelirine sahip olacağı, bütçelerin avrupalı rakipleri yakaladığı düşünüldüğünde, bu paraların büyük bölümünün emsallerinin çok üzerinde bedellerle Topuz'a, Sercan'a gömülmesine bu işin aktörleri izin vermeyecektir. Yabancı sınırlamasının kalkması da Türk futbolu dışında hiç bir gelişmeyi takip etmeyen, eyyam dışında hiç bir şey bilmeyen medya mensuplarının tasfiyesine yol açacaktır. Nerdeyse tüm 11'i yabancıdan oluşan bir takımın karşısına rasyonel olan ne Bahri Havadır'ı çıkarır ne de Ömer Güvenç'i.. Hakan Ünsal'ın eyyamlarının, entrikalarının Baros'un çok da umurunda olacağını sanmıyorum.. Digiturk'de farkında Erman'la, Ömer'le Bahriyle maksimum 850.000 abone.. Haftada 3 gün değil 7 gün seyredilen bir futbol kanalı yaratmaya zorunlular. Bunun için de mentaliteyi, kadroyu kökünden değiştirmeleri gerekiyor.

Bu yayın ihalenin kesin galibi klüpler, kaybedeni ise şu anda çok net gözükmese de yerli futbolcular, Erman ve şürekası..

Yürüyen Teker


Önce grup vefanın bir anda Özhan Canaydın fanatiği kesilip Bursa yoluna düşmesi, sonra NTVSpor'un Futbol A.Ş zararını anlamsız bir şekilde Adnan Polat'a ihale etmesi ve son olarak da Mükerrem Taşçıoğlu'nun sözleri.. Galatasaray taraftarı üzerinde bu sene oluşan huzur havasını, güven ortamını kongre dağıtacak gibi gözüküyor.. Kimine göre klüp elden gidiyor, kimine göre sokağa iniyor, bize göre ise yürüyen tekere çomak sokuluyor.

3 Ocak 2010 Pazar

Beşiktaş CT : 87 Galatasaray CC : 96



93-94 sezonundaki kadroyu bir kenara ayırırsak, izleme fırsatı bulduğum en heyecan verici, mücadeleci Basketbol oynayan takım bu takım. Bir kaç modifiyiyle 93-94 sezonunu yakalayabilir gözüküyor. Alkışı, takdiri, takip edilmeyi yürekten hakediyorlar.

2 Ocak 2010 Cumartesi

Euro 2016 Aday Stadlar


Fenerbahçe'nin neden bizim stadımız yok çıkışı, Mehmet Demirkol'un da aslında Fenerbahçe'yi destekleme adına Saraçoğlu'ya vurgu yapmadan siyasal gündemin de rüzgarıyla Diyarbakır ve Trabzon üzerinden TFF'ye giydirme çabaları EURO 2016 aday şehirlerini bir anda gündemin birinci maddesi yaptı. Herkes çeşitli ortamlarda düşüncelerini getiriyor, belirli çıkış noktaları var ve farklı, farklı şehir önerileri ortalıkta uçuşuyor.

Öncelikle açıklanan aday şehirlere bakalım, İstanbul (Türk Telekom Arena ve Olimpiyat Stadı), Kayseri ( Kadir Has ), Konya (Yeni), Eskişehir (Yeni), Ankara(Yeni), Bursa(Yeni), Antalya(Yeni) ve İzmir (Yeni). Belirtilen aday şehirlerde ve diğer gündemdeki Diyarbakır, Trabzon, Ş.Urfa, Adana gibi şehirlerde mesleğim gereği 1 ayın üstünde ikamet etmiş biri olarak EURO 2016 konusunda en iyi değerlendirme mercilerinden biri olduğumu düşünüyorum. Aday şehirlerden Bursa, Eskişehir, İzmir, Ankara, Antalya ve doğal olarak İstanbul bu turnuva için Türkiye'nin olmazsa olmazlarıdır. Gerek sosyal yaşantı, gerek ekonomik ve futbol potansiyeli olarak Türkiye'nin en başta yazılması gereken bu 6 şehri TFF tarafından ıskalanmamış. Siyasi iktidar rüzgarıyla Konya ve Kayseri ise ipi göğüsleyen diğer iller. Eğer bu aday şehirlerle EURO 2016 düzenleme hakkına sahip olursak Konya ve Kayseri sosyal yaşantı potansiyelleri ile bu şehire gelecek taraftarlara yüksek oranda sıkıntı çektirecek gibi gözüküyor. Konya grubuna düşen takımını desteklemek için şehre gelen bir İngiliz taraftar, maçtan önce bir şeyler yiyip iki kadeh atayım dese gidebileceği yer sayısı bir elin parmağından az. Muhtemelen Tenis kortuna üye olmadığı için alınmayacak ve benim arada, sırada takıldığım içerisinde daha önce dişi sinek bile görmediğim Riba Restaurant'ın yolunu tutacaktır. Ailesiyle geldiyse tavsiyem alkolden uzak durması, Mevlana'yı gezmesi, gezdikten sonra da karşısında Bolu Etliekmek'e gidip Etliekmek, Ayran muhabbetine girmesi. Çok arzu edilirse şehir içindeki 5 yıldızlı otellerde takılınabilir, onun dışında çok başka bir alternatif yok . Kayseri grubuna düşen Alman arkadaş, yemeğin yanında bira arzu ederse Erciyes yolları onu bekliyor. Ya da parayı bastırıp o da yıldızlı oteller içerisinde takılacak, 40 derece sıcakta. Ailesiyle geldiyse tavsiyem bira'dan uzak durması, Dayı-Yeğen'den pastırmayı alıp, sıcak pidenin içine sarması. Konya ve Kayseri ekonomik olarak Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden olmakla beraber, sosyal yaşantı olarak pek çok şehrin gerisinde gelir, aynı zamanda hiç bir zaman futbol şehri olamamışlardır. EURO 2016 için bana 10 şehir yaz desen, bu iki şehre de yer vermem. Tüm alternatifler arasında sosyal yaşantı, ekonomi, turizm ve futbol potansiyeli kriterleri üzerinden şehirleri değerlendirdiğimde Adana ve Trabzon 7. ve 8. şehirler olmalıydı bana göre. Gelen taraftalar Trabzon'da bir yayla havası alsa, Sümela'yı, Uzungöl'ü görse veya Adana'da Ziyapaşa, Gazipaşa üzerindeki publarda takılsa, Baraj kenarında Menekşe Kardeşlerde Adana'nın tadına baksa, tabiki Mersinde de konaklayanlar olacaktır, hiç fena olmazdı. Ulaşım sıkıntısı ne olacak diye soranlar için de EURO 2016'dan bahsediyoruz güldürmeyin beni derim.
Olimpiyat tercihi ise biraz zorunluluk gibi gözükse de, Bağdat caddesinden, Kalamıştan, Saraçoğluna akacak taraftarları ve stad çevresindeki ortamı en iyi olimpiyata tercih edeceğimi belirtmek isterim.

31 Aralık 2009 Perşembe

Yeni Yıl



Herkese mutlu, sağlıklı, başarılı, bol kazançlı aslan gibi bir yıl diliyorum. Bu akşam için herkese iyi eğlenceler..