28 Aralık 2009 Pazartesi

Hakan Ünsal


Et tu Brütüs* diye sorma zamanı çoktan geçmişken sırtımıza hançeri saplayan Brütüs tekrar aramıza döndü. Bizi çoktan terk edip, fırsatçıların ağına düşen, her fırsatta eski günlere, eski büyüklerine, eski değerlerine saydıran Brütüs. Yaptığı bütün karaktersizliklere rağmen her Galatasaraylının gönlünde yatan ama tüzük gereği çok az kişiye nasip olan Galatasaray Üyeliği ile taçlandırılmasını bile meze yaptı rant peşinde. Kucağında beslendiği sahibini acımasızca tırmalıyor gün be gün "nankör kedi". Onu Karabüklerden bulan, şu anda yazarlık yapabilmesini bile borçlu olduğu camiayı tırmalıyor .

Üzücü olan ise bu ihaneti gerçekleştiren Brütüs'e, vücüdumuzdaki çizikleri her gün arttıran nankör kedi'ye bu klüp üyeliğini veren politika. Ne amaçlanmıştır, ne güdülmüştür bilemem ama çok yazık olmuştur. Ne diyor "Ezel"'de Ramiz Baba Shakespeare'den alıntısında;
Ölüm gibidir sadakat, pazarlığı olmaz, bir kere çizgiyi geçtin mi, yoktur dönüşü.
Çizgiyi bir değil, defalarca geçen bu şahsın dönüşü olmamalıydı.. Hatanın ihanet olduğu noktada, politikaya yer kalmamalıydı. Yazık, çok yazık..

27 Aralık 2009 Pazar

Galatasaray C.C : 87 T. Telekom : 71


Galatasaray geleneğinin en büyük özelliğidir, küllerinden doğmak, içine düştüğü zor durumlardan başarı ile çıkmak.. Zorluklar karşısında savaşmak, mücadele etmek, direnmek, birlik olmak ve sonunda beraberce amaca ulaşmak, bir klasiktir Galatasaraylı ve Galatasaray için.

Bugün basketbolda Telekom maçını takip edenler bana göre yeni bir Galatasaray efsanesinin de başlangıcına şahitlik ettiler. Yine küllerimizden doğuyoruz.. Yaşanan büyük travmaya ve devam eden belirsizliklere rağmen oyuncuların sazı ellerine almaları, potansiyellerini sahaya yansıtmaları, yüreklerini, ruhlarını ortaya koymaları takdiri, saygıyı hakediyor. Bu birliktelik de, takım oyununda ve sahada basketbol doğrularının ortaya konulmasında aslan pay coach Cem Akdağ'ın bana göre. Yabancılardan Jasaitis, Ranchik ve Wilkinson'un da takım kimyasına kısa sürede uyum sağlamaları, gösterdikleri performans ve namüsait şartlara rağmen üstlendikleri roller takım adına diğer büyük bir artı. Washington'un yerine de bu 3 oyuncu benzeri karakterli ve takım oyununa uygun bir guard monte edilebilirse play-off bileti ve daha büyük hedefler bizi bekleyebilir. Tabiki Türk oyuncu rotasyonuna da yapılabilecek bir kaç muhtemel kaliteli takviyeyle.

İş hayatını disiplin kurullarıyla içli, dışlı geçiren biri olarak yarın ki tahkim kurulu toplantısı ve -5 puan silinmesi olayıyla ilgili de bir kaç satır yazalım. Öncelikle verilen bu hukuksuz ve disiplin kurulu talimatına tamamen aykırı cezanın kaldırılmaması benim için büyük sürpriz olur, aynı zamanda hukuk devleti olduğunu düşündüğümüz ülkemizin ne kadar hukuksuz olduğunun göstergesi. Galatasaray basketbol takıma ihraç cezası verilebilirdi yapılmış olan eylemden dolayı; buna kimsenin itirazı da olamazdı, zira disiplin kurulu talimatında varolan bir cezaydı ancak verilmedi. Verilen -5 cezası ise hiçbir dayanağı olmayan, afaki neye göre verildiği belli olmayan hukuksuz bir ceza. Disiplin kurulları, her yerde cezaları hazırlanan talimatlar doğrultusunda vermek zorundadır. Talimatta yer almayan bir ceza, keyfi bir şekilde uygulanamaz ve muhtemelen itirazımız doğrultusunda verilen hukuksuz -5 cezası kalkacak.

Özetle yeni bir Galatasaray efsanesi daha yola çıkmış geliyor. Cezanın da kalkmasıyla düşmenin adını bile telafuz etmeden play-off hedefi peşinde koşabileceğiz. Yaşananalardan sonra pek çoğumuz spor salonlarına uğramak istemesek de bu takım desteği hakediyor. Taraftar olarak bizim de uyanarak Galatasaray efsanesi yaratma sinerjisine ayak uydurmamızın zamanı geldi. Adnan Polat'ın da rahatsızlığına rağmen takıma verdiği destek övgüyü hakedecek cinsten. Yürünen bu yolda yönetim, taraftar, basketbolcu kenetlenmesinin sağlanması işimizi kolaylaştıracaktır.

13 Aralık 2009 Pazar

Şanlıurfa GAP Arena





Uzun süredir beklenen bir projeydi, Güneydoğunun Wembleyi olarak da adlandırlan Şanlıurfa GAP Arena Stadyumu; bugün şiddetli yağmurun engeline rağmen biraz da ücretsiz biletin teşviği ile kapalı gişe olarak Şanlıurfa Spor İskenderun Demir Çelik maçı ile futbola merhaba dedi. Büyüklerimiz geç olsun, güç olmasın demişler.. Darısı Aslantepemizin başına. Full kapasite açılış şimdiden beni heyecanlandırıyor..

GS Bonus Kampanyaları


Bir bankacı olarak Galatasaray Spor Klübünün en doğru projelerinden birinin GS Bonus projesi olduğunu söyleyebilirim. Projenin lansmanı üzerinden 3 hafta geçti ve klüpte bu önemli projenin pazarlaması konusunda aktif olarak çalışıyor. Öncelikle GS Bonus Kart, maça gitmek isteyen, tribün yoluna baş koymuş taraftarlar için zorunluluk haline gelme yolunda hızla ilerliyor. Oynanacak her maç öncesi GS Bonus Kart sahiplerine özel 2 günlük öncelikli satış imkanının avantajları henüz göreceli önem derecesi düşük maçlar nedeniyle hissedilemese de UEFA kupasında turlar geçildikce ve derby maçlar öncesi GS Bonus kartlı olmanın ayrıcalığı kendini farkettirecek gibi gözüküyor. Muhtemelen Fenerbahçe derbisinde kombineli ve GS Bonus kartlı dışında kimse tribünde yer alamayacak.

Bir başka sıcak konu da mevcut GS Bonus Kart kampanyaları; ilk GS Bonus kart lansmanından sonra kartın kullanım oranını arttırmak için çeşitli kampanyalara ihtiyaç olduğundan bahsetmiştik. Bu doğrultuda çağrılarımıza yanıt aldığımızı görüyoruz. 1. Kampanya da GS Store'dan her alışverişe %20 bonus ve 8 taksit imkanı bizi bekliyor.. 2. Kampanya da ise yılbaşı öncesi Akaryakıt, Giyim, Gıda ve Elektronik gibi temel sayılabilecek ihtiyaç kalemlerinde farklı günlerde 100 TL ve üzeri harcama yapıyor, 100 TL bonus kazanıyoruz.. Yani gidiyor aracımıza benzin alıyor, evimizin market ihtiyacını gideriyor üstüne de yeni yıl gecesi için kendimize bir kaç kıyafet alıyoruz. Bundan sonra yapacağımız elektronik alışverişi ise GS Bonus karttan bonus olarak bize geri dönüyor. E insanın babası olsa ancak bu kadar yapabilirdi. Kampanya detayları aşağıda.

Kampanya Detayları:
· Kampanya 10-31 Aralık 2009 tarihleri arasında geçerlidir.
· Kampanya giyim, akaryakıt, elektronik ve gıda sektörlerindeki bonus üyesi işyerlerinde geçerlidir.
· Kampanya dahilinde 4 farklı sektörden toplam 4 adet 100TL ve üzeri harcama yapılması gerekmektedir.
· Tek ödemeli ve taksitli işlemler kampanyaya dahildir.
· Bonus kullanımları, ekspress limit işlemleri, sanal pos ve mail order işlemleri kampanyaya dahil değildir.
· Kampanya kart bazındadır ve her kart kampanyadan en fazla bir defa faydalanabilir.
· Aynı gün içerisinde yapılan harcamaların biri kampanya dahilinde sayılacaktır. Ancak kart sahibinin daha önce 2 ayrı sektörden harcaması var ise ve bir başka sektörden harcamayı aynı günde geçmiş sektörler ile birlikte yapmışsa, farklı sektör harcaması kampanya dahilinde sayılacaktır. Örnek: Kart sahibinin kampanya koşullarını sağlayan bir akaryakıt harcaması varken; 2. gün akaryakıt ve market harcaması yaparsa market harcaması kampanyaya dahil edilecektir.
· Kampanya dahilinde kazanılan bonuslar 08 Ocak 2010'da kartlara yüklenecek ve 14 Ocak'a kadar kullanılabilecektir.
· Kart sahipleri kampanya kriterlerinde yaptıkları harcamaların sonrasında ”YILBAŞI” yazıp bir boşluk bırakarak kartının son 6 hanesiyle birlikte bankaların kısa servis numaralarına (Garanti GS Bonus sahipleri 3340'a, Denizbank GS Bonus sahipleri 3280'e) sms gönderecekler ve bu şekilde kampanyaya dahil olacaklardır.
· SMS gönderilecek GSM numarasının bankaların sistemlerinde kayıtlı olması gerekmektedir. GSM no ile müşteri numarası kontrolü yapılacaktır.
· Kampanyaya katılım, gönderilen her SMS için operatörlerin kendi tarifeleri üzerinden 1 kısa mesaj/2 kontör olarak ücretlendirilir.
· Kampanyaya katılınan kartın aktif olması, kart sahibine ait hiç bir kartının takipte olmaması ya da gecikmiş ekstre borcu olmaması gerekmektedir.
· Kampanyaya katılım için son sms gönderme tarihi 31.12.2009 saat 24:00'tür.

11 Aralık 2009 Cuma

Antalyaspor: 2 Galatasaray : 3


Çok önemli bir galibiyet. Bana göre bir kırılma noktası. Sezonun en düzensiz, manasız futbolundan sonra gelen 3 puanın moral ve özgüven kazanımı olarak büyük katkısı olacak. Son 3 haftada 3 puana hasret kaldıktan sonra, oyunun başında 2-0 geriye düşüp maçı çevirmek bu maçın pozitif yönlerinin başında gelir. Olası bir mağlubiyet veya puan kaybında bizi buhrana sokmak için hazırda bekleyenler bu hafta Antalya'dan eli boş dönüyorlar.

Elano ve Keita.. Bu maçta Galatasaray adına fark yaratan oyunculardı. Elano için 4-3-3'ün orta üçlüsünün her bölgesinde başarıyla oynar demiştik burada. Bugün oyunun yönünü değiştirmesi, pasları, mücadalesi ve attığı golle kalitesini ortaya koydu. Oynadıkça maç kondisyonu artıyor, kazanılması, ısrar edilmesi gereken bir oyuncu. Ligimize alıştıkça farkı daha çok hissedilecek. Keita ise arkasındaki yetersiz Uğur Uçar'a rağmen iyi işler yaptı. Eğer gerisinden bindiren Uğur yerine Sabri olsaydı hücümda daha etkili ve üretken bir Keita izleyebilirdik. 1 gol, 1 asist ve takımı ileri itmesi, kazandırdığı tempo tabelayı Galatasaray lehine çeviren etkenlerdi. Geçen hafta ve bu hafta ilk 11'de izleme fırsatı bulduğumuz Uğur Uçar için sakatlığın ondan çok şey götürdüğünü söyleyebiliriz. Bu formuyla Galatasaray formasını taşıyacak kapasitede değil bugün bana göre sahanın en kötüsüydü Galatasaray adına. Kewell için ise söylenecek bir şey yok; sadece saygı duymak gerek mücadalesine, kalitesine, iş ahlakına, karakterine..

Bir parağraf da Bahri Havadır'a açmak istiyorum.. Dün 2ye1'de Rijkaard'a sorduğu anlamsız, sığ sorular ve bugün Elano ile Kewell'dan yediği ayarlar. Türk futbolunun marka değerini yüksekltmekten bahsedenler Rijkaard'ın, Kewell'ın, Elano'nun karşısına Bahri'yi çıkararak bunu başaracaklarını sanıyorlarsa fena halde yanılıyorlar.

Cuma maçlarını oldum olası sevmem ama cuma maçından alınan galibiyet de galibiyetlerin en sevdiğim türüdür.. Bütün aksaklıklara rağmen rahat, huzurlu bir hafta sonu bizi bekler. Şimdi diğerleri düşünsün..

Not: Ev taşıma ve internet bağlantısının bugün bağlanması sebebiyle blog da uzun süreli kesinti oluştu. Tekrardan avrupa yakasındayım ve blogu daha sık güncellemek için tüm şartlar oluşmuş durumda:)

27 Kasım 2009 Cuma

Bursaspor :1 Galatasaray : 0


Manisa maçı postunu noktalarken haftaya oldum olası sevmediğim cuma maçında kritik bir mücadale diye noktalamıştım, belki de bu geceyi düşünürek. Cuma maçlarından hep çekinmişimdir, hep bir tedirgin seyretmişimdir, nedenini bilmiyorum, bugüne kadar cuma oynadığımız maçlardaki galibiyet yüzdemizi de bilmiyorum ama cuma oynamak istemiyorum hele bu cuma bayramın 1. günüyse bu isteksizliğim daha da tavan yapıyor. Futbol fedarasyonun bayram günü maç oynatma şevkini eskiden beri biliyoruz ama en azından Bayramın 1. günü maç oynanmasına izin verilmemeli, hatta 2. günü de. Bayram günleri bizde özeldir; bayram sabahları ailelerin çoluk, çocuk hep beraber toplanması, bayram sevincinin hep beraber yaşanması, su börekleri, yaprak sarmalar, ev yapımı baklavalar, bir bardak demli çay.. Bu bizi, biz yapan bir gelenek.. Futbolcusuda yaşamalı, taraftarı da, yöneticisi de yaşamalı bu geleneği, en azından bayramın 1. ve 2. günü, yaşanmalı bu güzellikler.. Bu hafta özelinde 3 ve 4. günlerde maçlar toparlanabilirdi, pazar ve pazartesi 4 maç..

Yukarıda bayram ve cuma günlerinden bahsederek girdik yazıya ama Galatasaray'ın bugünkü mağlubiyetinin nedeni ne bayramdı, ne cumaydı. Son haftaların en sıkıcı, tatsız, tutsuz kör döğüşü şeklinde geçen maçını seyrettik her iki takım adına da. Bu görüntü Bursaspor için sürpriz değildi, kontratağa dayalı, gol ümidini kontrataklara ve duran toplara bağlamış, orta sahada sert Bursaspor görüntüsünü bu maçta da devam ettirdiler. Maçın sırrı da biraz bu sertlikte. Orta sahada Ergiç, Krita ve Ozan İpek'in her ikili mücadalede tekme gösteren, ısıran futbolu bu ligin uzak ara en light takımı Galatasaray'ı yıldırmakta zorlanmadı. Galatasaray orta sahasında savaşan, mücadaleci özellikli dediğimiz Barış, Mehmet Topal ve Mustafa Sarp üçlüsünün top kullanmaktaki yeteneksizliklerine bugün basiretsizliklerini, mücadalesizliklerini de eklemeleri Galatasaray'ı pozisyonsuz bir takım görüntüsüne büründürdü. Orta sahada bu tarz üç oyuncuyla oynamaya başladığımızdan beri Bülent Korkmaz futbolundan esintiler sergilemeye başladık; sene başındaki bol pozisyonlu 3 golün üzeri ortalamalı görüntüden sonra, 1-0, 1-1, 0-1 gibi skorlara abone Galatasaray'ı seyretmek beni bir futbolsever olarak ziyadesiyle üzüyor.

Son haftalarda yaşanan düşüş pek çok şekilde açıklanabilir.. Sezonu erken açmak, oyun sisteminde yaşanan değişiklikler, bireysel bazda oyuncuların form grafiğindeki düşüşler bu görüntüye etkendir. Ancak ana etken Baros'suzluktur. Baros tam anlamıyla iyileşip dönene kadar da, bu görüntüye alışmamız lazım. Geçen sene de benzer bir periyot yaşamıştık, şimdi de aynı süreçten geçiyoruz. Alternatifi Nonda'nın bugün neden 11'de başlamadığını bile oyuna girdiği 30 dakika içerisinde anlayabiliyoruz. Maalesef form grafiği dip durumda, bitmiş okeye dönüyor. Bu yüzden de Rijkaard-Neeskens ikilisi de Nonda'sız arayışlar içine girmiş durumda.
Son 2-3 haftadır bitmiş okeye dönen bir diğer futbolcu da Hakan Balta. Yıllardır istikrar abidesi, en kötü 10 üzerinden 6'lık futbol sergiler dediğimiz Hakan Balta'nın 4'lere, 3 lere düşmesi inanılır gibi değil. Önünde kim oynarsa oynasın defansif anlamda ben bu kadar kötü bir Hakan Balta periyodu daha önce izlemedim. Maalesef onun da yedeği şu kadroda sağ ayaklı Uğur Uçar gözüküyor, belki de bu alternatifsizlik onu bu hale getirdi..
Gökhan Zan'ın iki hafta üst üste maç bittikten sonra aldığı anlamsız sarı kartlar bu maç adına konuşulması gereken başka bir ayrıntıdır. Manisa maçı bir anlık sinirdi hata yaptı farzedelim, ki maç sonu kendisi de basın toplantısında çıkıp özür dilemiş, bu haftaki ne? Yine sinir sonucu yapılan hata mı? İki hatayı üst üste yapıyorsan bunun bir cezası olmalı, bu kadar ucuz sarı kart alınmamalı..

Bosna Milli maçında Fatih Terim atıldıktan sonra ne yapacağını bilemeyen birbirlerine bakan Müfit, Oğuz, Metin üçlüsünü, Kalli'nin hastalık döneminde kenarda Ahmet Akçan'ın çaresizliğini, yetersizliğini gördükten sonra Rijkaard'ın yokluğunda kenarda takıma hakim görüntüdeki, kulübeyi dolduran Neeskens'i görmek benim için bu gecenin tek güzel olayıdır, züğürt tesellisidir. Arda'nın maç sonu bahsettiği gibi artık kaybetme lüksümüz kalmadı. Umarım perşembe Pana karşısında liderliği ve morali bulur bu moralle devrenin sonuna kadar kayıpsız gideriz. Mutlu huzurlu, sağlıklı nice bayramlara ulaşmak dileğimle burda noktayı koyalım.

22 Kasım 2009 Pazar

Galatasaray : 1 Manisaspor : 1


Hafta içerisinde camia ve taraftarlar olarak can sıkıcı günler geçirdikten sonra, dün geceki Beşiktaş galbiyeti neticesinde ortaya çıkan liderlik fırsatını değerlendirme arzusu ile tribündeydik bugün. Milli maç arası nedeniyle nerdeyse bir aydır takımdan uzak kalmamız da içimizdeki güzel futbol ve net skor iştahını kabartıyordu. Bu düşünceler sadece taraftarın maç öncesi hisleri olarak kaldı bu gece. Sahada Galatasaray'ın sergilediği futbol, uzak ara bu senenin en kötü Ali Sami Yen performansı. Genelde ezber olan milli maç arasını iyi değerlendireceğiz söylemi Galatasaray'da karşılığını bulamamış, aradan isteksiz ve gamsız olarak geri döndük.

Bugün sahaya çıkan kadroda ne Keita vardı, ne Arda vardı. İkisi birden olmayınca sahada tempo yapma görevi sadece Sabri'ye kalmıştı. Galatasaray kadrosu, Sabri dışında vasati tempolu oyunculardan kurulu olunca maçın büyük bölümünde oyunu ileriye taşımakta zorlandık. Manisaspor çok diri ve sahada nerde duracağını iyi bilen oyunculardan kurulu. Özellikle Galatasaray'ı ilk 20 dakika da çok iyi geriye ittiler, oyun kurmasını engellediler. Daha sonra oyunu dengeledik ve çok ihtiyacımız olan golü 38. dakika da Nonda-Kewell işbirliği sayesinde elde ettik. Çok ihtiyacımız olan diyorum, çünkü öne geçmesek bugün bu sahadan mağlup da ayrılabilirdik. Nitekim golü atmanın rehavetiyle ikinci yarı tempomuz daha da düştü. 60. dakikada Rijkaard'dan oyuna Ayhan-Linderoth değişikliği ile müdahale geldi. Bu değişiklik fizik gücü, direnci, arzusu Galatasaray'a oranla bugün daha güçlü olan Manisaspor orta sahasını daha da rahatlattı ve üzerimize gelmelerine yol açtı. Ne kadar kötü oynarsa oynasın Ayhan'ın topu tutması, driblingle çıkabilmesi takımın boyunu kısaltıyor ve bu yönüyle Ayhan, Linderoth'dan, Sarp'dan ve Mehmet Topal'dan açık ara önde..

Rijkaard'ın ikinci değişiklik hakkını Elano'dan yana kullanması benim için beklenmedik bir hamleydi.. Bugün ayağındaki topları olumlu kullanan ve geçmişe göre daha arzulu bir Elano izledik oyunda kaldığı süre boyunca. Kewell'ın ise 60. dakikadan sonra bariz bir şekilde oyundan düştüğü Kapalı Üst'ten oldukça net görünüyordu. Keita-Kewell değişikliği ve Elano'nun sol kanada geçmesi belki daha iyi bir tercih olabilirdi.. Maçta esas takıldığım nokta ise 3. oyuncu değişikliği. Eğer sağ ayaklı Uğur Uçar bu takımın yedek sol bekiyse Volkan Yaman'ın suçu neydi?

Sonuç olarak zorlu Bursaspor deplasmanı öncesi bize liderliği getirecek mücadaleden sadece 1 puanla çıkıyoruz. Haftaya oldum olası sevmediğim cuma maçında kritik bir mücadale.. Herhalde bu akşamın en mutlusu Mustafa Denizli'dir, herkes ona çalıştı.

21 Kasım 2009 Cumartesi

GS Bilyoner.com İddaa Tahminleri

GS Bilyoner.com'un açılması ile beraber bahis yapma motivasyonum arttı. Malum http://www.gsbilyoner.com/ üzerinden doldurduğumuz her kupon klübe artı bir değer yaratıyor. Bu haftadan itibaren bir yenilik yaparak, fırsat bulduğum her hafta iki kuponu burda sizlerle paylaşıyorum.. Umarım tutar:)) Kupon yapmak isteyenler buraya: http://www.gsbilyoner.com/..
Kupon 1

Kupon 2

20 Kasım 2009 Cuma

Yiğit Şardan


Duymadan, ses etmeden, vicdanın sesini dinlemeden, susarak, saklanarak ezbere sığınarak devam etmek de vardı; sen adın gibi yiğitçe bırakmayı seçtin. GS Mobile, GS Bilyoner, GS Bonus Kart, GS TV.. Büyük pay sahibi olduğun bu projeler zamanla Galatasaray'a verdiğin katkıyı daha net ortaya koyacaktır. Keşke sorumlusu olduğun Galatasaray Erkek Basketbol takımının istihdam politikasında, projelerdeki titizliğinle kadrolaşmaya izin vermeseydin, hemşericilik, yancılık himaye bulmasaydı klubümüzde.. Keşke yaşanmasaydı bu olanlar.. Galatasaray'a hizmet yolunda tekrar yolların kesişmesi dileğiyle şimdilik elvada Yiğit Adam..

18 Kasım 2009 Çarşamba

Utanç


Tarihin en büyük utancı; rezaletin daniskası. Gereksiz bir hazırlık maçı için yaptıkları ahlaksızlıkla, namussuzlukla 104 yıllık camiaya leke sürmeyi göze alanlar yaptıkları hareketin karşılığında neyi amaçladılar muamma.. İşin daha da üzücü tarafı bu işin baş sorumlularının (Okan Çevik, Mert Uyguç) hep övündüğümüz, klubümüzün temelinin atıldığı, bizi diğer klüplerden farklı kıldığına inandığımız, ruhumuzu oluşturan Galatasaray Lisesi sıralarından yetişmeleri.. Ne mağlubiyetler yaşadım, ne kötü günler gördüm ama daha önce hiç bu kadar üzülmedim.. Başımızı öne eğenlerin, spor etiğinden, Galatasaray ruhundan nasibini almayanların Galatasaray'dan uzaklaştırıldığı gibi Türk sporundan da hızla uzaklaştırılması en büyük dileğimdir..